Tipadam Dizi ve Film Yorumları

IMDb 7 Üzeri Filmler
16 Şubat 2010 Salı

Türkiye Ezel'i Neden Sevdi?


Haftanın ilk günü olan Pazartesi günlerinde her hafta izleyicileri ekran başına kilitleyen Ezel dizisi neden bu kadar sevildi?Neden herkes bu diziyi bekliyor?İşte bu soruları düşünerek araştırmak istedim şahsen benimde tv'de tek izlediğim dizi Ezel'dir :)

Ben ilk önce Ezel dizisinde 'Kenan İmirzalıoğlu' nun oynadığını duyunca tamamdır yeni dizim bu dedim.Kesin süper birşeydir dedim ama film başlayınca Kenan İmirzalıoğlu gitti onun yerine başka bir favorim çıktı o da Tuncel Kurtiz yani dizide ki adıyla 'Ramiz Dayı' o kadar güzel sözleri o kadar güzel düşünceleri varki acayip beğeniyorum ve dizinin her sahnesinde onun oynadığı kısmı bekliyorum..

Peki Ezel'i Diğer Türk dizilerinden ayıran özellik nedir?

Ezel de bizler gibi değişen zamana karşın, sabit bir mekânda yaşıyor hayatını. Ancak onun gücü, anımsama ile hayatını bir ileri, bir geri götürebilmesinde saklı. Bizi balık hafızalı yapan da belki bu özelliğimizi kullanamamamız. Günün gerisinde kalmamız da bu yüzden. Sadece anlık yaşıyoruz. Dikkat ediniz "anı yaşıyoruz" demiyorum. Anlık yaşıyoruz. Bu nedenle, olay örgüsünü, bağlantıları kuramıyoruz. Oysa  Ezel’de yaşamın sırrının hazır bulunuş ve farkındalık olduğu sürekli vurgulanıyor. İnsan, ömür denen yolu yürüdükçe sırlar kapısı bir bir aralanıyor. Bu üç eserin ortak özelliği sadece zamanı akışkan bir yapı olarak kullanmalarında değil elbet. Buradaki bir başka değişken ise empati.

Empati bir bedenden, ötekine geçiş ise Ezel bunu Ömer olarak sürekli yapıyor. Dizideki kahramanumız kendini anlamak, kendini keşfetmek için sürekli empati halinde. Çünkü geçmişi şimdiki benliği ve algısıyla biçimlendirmeye çalışıyor. İnsanın kendisine giden yol da öteki üzerinden işlediğinden, başına gelenlerin nedenini ötekileri anlayarak bulmak istiyor. İşte bu noktada devreye Ramiz Dayı giriyor.

Ramiz Dayı bizim yabancı olmadığımız bir sima aslında. Dedem Korkut gibi birisi. Sürekli hikâyeyi tümleyen, biçimlendiren, yön veren. Hepimiz yakınımızda böyle birini istemiyor muyuz? O aslında beklide hep beklenen kurtarıcı. Çünkü zamanın bile önünde. Hatasız. Her şey onun düzenlediği çizgide bir bir giderken, kaderimizi biçimlendireni düşünmüyor muyuz bizlerde? Oscar Wilde, Shakespare, Hayyam’ın ruhumuzda dans edişiyle başka bir serüven başlıyor zihnimizde. Batı geleneğiyle kapitalist düzenin gündüzlerini yaşarken, doğu felsefesiyle mistik geceyi aralıyoruz içimizde. Düş dünyası ile gerçek dünyayı birbirinden belki de bu nedenle ayırt edemiyoruz. Kulaklarımız gerçeği görünce göz oluyor belki de. Okumak yerine güçlü bir adamdan, kaderimizi yeniden yazan kurtarıcıdan masal dinlemek istiyoruz. İşte bu nedenle konuşmalarımızda ince alay "bak kardeş!" diye çevremizdeki tilkilere, çakallara sesleniyoruz.

no image
  • Yorum Yap
  • Facebook ile Yorum Yap

0 yorum:

Yorum Gönder

Yorum yaparken dikkat edilmesi gerekenler;

1. Türkçe yazım ve dilbilgisi kurallarına uyunuz.
2. Hakaret içeren yorumlarda bulunmayınız.
3. Yorumlarınızın konu ile alakalı olmasına çalışınız.
4. Yorumlarınızda yasa dışı hiçbir bağlantı linki vermeyiniz.
5. Yorum Formunu doldurduktan sonra Profil Seç -> ADI/URL bölümünden isminizi yazıp yorum yaparsanız size karşı bir hitap şeklimiz olur.
6. Kurallara uymayan yorumlar silinmektedir...

Top