Tipadam Dizi ve Film Yorumları

IMDb 7 Üzeri Filmler
3 Temmuz 2014 Perşembe

Mustafa Kemal Atatürk Neden ve Nasıl Öldürüldü?

Merhaba değerli dostlar.

Bugün burada belki yeni bir tarih yazacak, belki de binlerce insanın kafasının allak bullak olmasını sağlayacağız. Ha yazıya başlamadan belirteyim; ciddi anlamda uzun ve gerçekçi bir yazı sizlerle olacak. Yok ben üşengecim, yok bana özet geç gardaş diyenler; usülce buradan uzaklaşsın. Ayrıca bu yazıya özel yeni arkadaşlarımız bize katılacak gibi duruyor, en azından öyle düşünüyorum; o yüzden şunu da hemen ifade etmek istiyorum 'malum şimdiden anlaşırsak daha hoş olacaktır'. Ağzından köpükler saçarak "kafir Kemal" demek için pusuda bekleyen dinciler ve "BABAN KİM OLURDU BİLEMEZDİN ŞEREFSİZ!!!" şeklinde olaya girecek olan kör milliyetçileri bu yazıyı okumasınlar. Hatta mümkünse bu blogdan da s*ktir olup gitsinler, kafalarına silah dayamıyorum okumaları için. Bak gene gerildim ya! Neyse tamam sakinim; yobaz dinci de, yobaz kemalist de rahatsız olacak anlattıklarımdan. Bizde böyle, işine gelirse.

Bu konuyu yazarken hem biraz samimi, hem biraz rahat, hem biraz atarlı hem de biraz çılgın olmayı planlıyorum. Girişimde bunun göstergesi niteliğindeydi zaten öyle değil mi? Malum bu yazıyı yazıp, sizlere ulaştırabilmek için; şu an ne sevgilimle zaman geçirebiliyorum ne de arkadaşlarımla gülüp eğlenebiliyorum. Anlasanıza oğlum, her şey sizin için! Kıymetini bilin.

Başlarda, konuyla ilgisi olan çoğu kişinin bildiği şeylerden bahsedeceğim. Yani çıkıp da devamını okumadan ''bunları bizde biliyoruz, ne o şov yaptın o kadar?'' tarzında yorumlarda atarlanmayın; vallahi çirkinleşirim. Fakat girişte bahsedeceklerim bu coğrafyayla ilgili, HER Türk'ün bilmesi gereken şeyler zaten; hemen heyecanlanmayın yani. 5-10 dakika bi sigara yakıp okuyun isterseniz, bir yerden sonra oldukça gerileceksiniz çünkü; gerçi ben içmiyorum ama önerebiliyorum işte bu şekilde (bu arada sigara sağlığa zararlıdır! Sonra bizi kötü alışkanlıklara sürüklüyor demeyin arkamdan, çok pis sosyal mesaj veririm). Sonra yazının ilerleyen kısımlarında deşifre ekibi tadında, Atatürk isminin arkasına gizlenerek kimlerin neler yaptığını ve gerçeklerin bizden nasıl gizlendiğini bir bir dökeceğim ortaya; aklınız şaşacak aklınız! Özellikle yazının 2. yarısını sabırla beklemenizi öneririm, gerçekten çok ilginç detaylarla dolu; aşırı fantastik bir yazı olacak.


Bakın tekrar tekrar söylüyorum; din yanlısı da olsan, Mustafa Kemal yanlısı da olsan, burada anlatacaklarımı büyük bir sabır ve tarafsızlıkla oku. Objektif olacağım ve sizden de böyle bir karşılama bekliyorum.

Konuya girmeden önce bi kamu hizmetinde bulunayım ve sizlere bazı uç konularda bilgi vereyim. Akla gelen ilk terimler; siyonizm, masonluk,semitizm ve sabetayist kimdir nedir tarzında şeyler pek tabi. Biliyorum çoğunuz bunları biliyor ama, mağarada yaşayanlar ve televizyonunu yeni açanlar için bunun gibi bazı kavramları hızlıca özet geçmeyi planlamaktayım. Araştırmalarıma göre özellikle son zamanlarda birçok insanın anti-semitizm'e kaydığını görmekteyim ve hayretler içerisinde kalmaktayım!

Anti-semitizm: Fazla uzatmadan direk kesin bir dille söylemek gerekirse, ''Yahudi düşmanlığı ve ırkçılıktır''. İsmindeki entel dantel şaşalı yapıya takılma, anti-semitist olmak için törenlere katılıp ayinlerde bulunman gerekmiyor. "Hay ben bu yahudilerin ta bilmem neyini..." diye başlayan bir cümle kuruyorsan anti semitist olmuşsundur işte. Bak bu tarz söylemleri kafamda kurgulayınca, çok yakın arkadaşlarımdan biri geldi aklıma. Bu konularla zerre ilgisi yok ama her şeyi bildiğini savunuyor maalesef... İlla anti'li bir şey olacaksanız antisiyonist, antikor, antitartar felan olabilirsiniz; her türlü gideri vardır anti semitistliğe göre :)) Ama anti-semitizm faşistliktir canlar, yapmayın ciğerler. Onlardan ne farkınız kalır yoksa? Ah ulan Mert, ah ulan dostum seni de değiştireceğim; bekle sen.

Masonluk: Anti-semitizm tavrını mason olan herkes için de yapmayın. Hür masonların %90'ı olaylardan bi'haber zaten, illuminati nedir onu bile bilmeyenleri var. Düşünsenize, bundan bile bi'haber adam ama şov yapıyor işte. Size Türkiye'deki masonları özet geçeyim mi? Bakın artık siz de evde kendi çabalarınızla mason olabilirsiniz, bu çok kolay :)) Hemen tarifini veriyorum;

İlk olarak kesinlikle paran olacak. Her cümlende gereksiz saygı ibareleri olacak, sizli bizli konuşup insanlara "sayın bilmem ne" diye hitap edeceksin, etmezsen olmaz ha; sakın atlama bu kısımları. Böyle senden yüksek ve düşük rütbeli insanların bulunduğu hiyerarşik bir grubun olacak ve aynı zamanda ayrımcılığa karşı olup eşitliği savunacaksın, nasıl olacaksa... Onlar yapıyorsa sende yapabilirsin, inan kendine; masonsun oğlum sen! Biraderlerinle kendi aranızda doktorculuk oynar gibi "sen üstatsın", "sen kardeşsin" gibi rütbelerine göre konuşacaksın. Oturma kalkma adabı, kravat ve elitistlik senin için süper önemli şeyler olacak. Elitist ve varlıklı bir çevre edinmiş olacaksın. He bi de bilimin ışığı altında aydınlanmış olacaksın. E daha ne olsun öyle değil mi? Tebrikler mason oldunuz. Artık mükemmelsiniz.

Bu bilimin ışığında aydınlanmayı da bir türlü anlayamadım anasını satayım, sanırsın adam mason locasına değil de Nasa'ya üye. Sanırsın bir araya gelip proton ve nötronları çarpıştırıyolar, te Allah'ım.

Abicim varlıklı insanların katıldığı sosyal kulüp gibi bir şey bunlar. Birbirlerine iyi destek olurlar, dışarı pek renk vermezler, gizlilik her şeyden önemlidir onlar için ki yahudilerde ve sabetayistlerde de bu böyledir. Siyonist değildir hür masonların çoğu fakat bilinçli ya da bilinçsiz o amaçta kullanılırlar. Ama yükselenleri için o kadar da hoş konuşamayacağım. Yükselenleri dediğim yükselen burçları değil aptal oğlum, masonluk içinde yükselenlerden bahsediyorum.

Kabalistik öğretiden türemiş, spiritüalist bir güruh bunlar. Klasik ruhçu zırvaları işte, sorsan hacı sizin amacınız ne deyu, içerisinde şu kelimelerin muhakkak bulunduğu birkaç cümle kurarlar size: "kardeşlik, barış, sevgi, ayrımcılık yapmamak, bilim". He oldu Gandhi'ciğim, ben seni bir arkadaşa benzetmişim afedersin.

Olum zaten her kim ki "kardeşlik, eşitlik, demokrasi, sevgi" diye bas bas bağırıyorsa, onun arkasında bir şeyler arayın. Bunları vurgulama gereği gören insan muhakkak bunlara karşıdır zaten. Nasıl ki eski DTP milletvekilleri sürekli "barış, özgürlük, demokrasi, kardeşlik, eşitlik, diyalog, süreç lililililililililililili" diye çığırtıyorsa, bu da size bir işaret olsun işte ehehe. Neyse.

Masonlara sorduğunuzda ya siyonizme karşıdırlar, ya da "siyonizm zaten çok yanlış anlaşılıyor"dur. Geçiniz. Masonluk siyonizmin maşasıdır. Bu hür masonlar da farkında olmadan kullanılıyorlar telkinler aracılığı ile. Eh onlar maşa oldukları için, ateşte yanan kömürlerden her halükârda iyi durumda oluyorlar. Bal tutan parmağını yalar misali, bu adamlar baya varlıklılar.

Siyonizm nedir? Bugüne kadar bu blog'da anlattığım her şeydir siyonizm. Her şeyi bilmiyoruz ki biz, yeni okuyucuyuz ki biz? diyorsanız da; az sabretin, devamı da gelecek bu yazıların artık! Şimdi "hacı anlatıyosun, mantıklı da geliyo iyi ama, eee? so what?" tavrı gösteriyor insanlar. Bu anlatılanların etkilerini gözüyle göremiyor ya insanlar, o yüzden pek gerçekçi gelmiyor onlara... 9/11, Filistin, Irak, Afganistan'da olanlar var ya, işte onlar ulan siyonizm..

Siyonizm olmasa bambaşka bir dünyan, bambaşka bir tarihin olacaktı. Biz şu an Atatürk'ü muhtemelen sıradan bir devlet adamı ya da asker olarak tanıyor olacaktık. Nasıl mı? Açıklayayım nihaha.

Dünya tarihindeki iki dünya savaşı da 20 yıl aralıklarla oldu. Birincisi 1918'de bitti, 1939'da öbürü başladı. İyi de güzelim coğrafi keşifler başlayalı zaten tee yüzyıllar oldu. Neden bu bloklaşma, 20. yüzyılın ilk yarısında bu kadar şiddetli yaşandı ve iki dünya savaşı da peşpeşe 20 yıl aralıklarla oldu?

Cevap: İsrail İsrail İsrail. Hey hey hey.

Birinci Dünya Savaşı'nda Hicaz'ı Osmanlı'dan aldılar. O topraklarda yaşayacak yahudileri yaratmak için de Hitler denen elemanı sürdüler piyasaya, katlettiler yahudileri, soykırımdan kurtulan yahudiler kendilerini Rothschild'in yardım dolu ellerine atıp İsrail'e geldiler ve 2. Dünya Savaşı'nın sonunda, 1948 yılında İsrail Devleti resmen kuruldu.

Eğer Kudüs başkentli bir yahudi devleti kurma emelleri olmasaydı tepedeki siyonizm öncüsü abilerin, ne dünya savaşı olacaktı, ne Mondros olacaktı, ne de Sevr olacaktı. Belki de biz hala Osmanlı'ydık, Atatürk çıkıp cumhuriyeti ilan etmeyecekti, çünkü onu gerektirecek bir vaziyet de olmayacaktı. Zira düşman Anadolu'ya girdiğinde anca bir araya gelebildi Türk halkı, o da saltanat ve hilafeti kurtaracaz umuduyla oldu zaten. Yani yumurta kapıya dayanmadan ve o musibetle karşılaşmadan bizim kafaya hiçbi şey dank etmiyor anacım ehehe.

Gördün mü şimdi burada anlatılanların, siyonizmin, hayatında ve tarihinde ne kadar etkili olduğunu?

Şu an o 5-10 milyon nüfusuyla onca insana zulmeden ve çok daha kötülerini de yapacak olan (en azından teşebbüs edecek olan) İsrail Devleti'nin kurulması için yaşandı senin tarih derslerinde öğrendiğin her şey. (20. yüzyıldan bahsediyorum tabi, tüm tarih değil, yoksa cilalı taş devri ile ne alakası var lan İsrail'in ehehe)

Bir düşünebildin mi, idrak edebildin mi şimdi siyonizm neymiş, İlluminati neymiş? Daha çok görecen, dur sen.

Eğleniyor muyuz gençleeer? Neyse, devam.

Yahudilerin bir nevi Türkiye'deki kanadı sabetaycılardır. Sabetay Sevi denen Kabalacı zat, 1666'da mesihin geleceğini söylüyor ve 1666 yılı gelince kendini mesih ilan ediyor. Ehehe Aynştayn'ın dedesi bence bu adam, neyse işte tüm bu olaylar İzmir'de gerçekleşiyor, sonra kadılığa şikâyet ediyorlar Sabetay Sevi'yi, kadı da başka vilayetlere sürüyor bunu. Sabetay Sevi oradan oraya baya bir geziyor, en son Selanik'e yerleşiyor ki Selanik'te zaten bir yahudi nüfusu var. 15. yüzyılda İspanya'dan kaçan yahudileri kurtarmıştı Osmanlı ve bunları Selanik'e yerleştirmişti. Sabetay Sevi kendi dinini buradaki yahudiler arasında yayıyor ve işleri ilerletince, devlet kurmaya teşebbüs ettiği gerekçesiyle idam cezasına çarptırılıyor. Kendisine son bir şans tanınıyor, eğer müslüman olursa canının bağışlanacağı söyleniyor ve Sabetay Sevi de şahadet getirip müslüman oluyor. Cemaati "nooluyoz hacu?" diyor, Sabetay Sevi ise bunun mesihlik görevinin bir gereği olduğunu ve fedakârlıkta bulunduğunu, kendisine inananların da aynı fedakârlığı göstermeleri gerektiğini söylüyor. Buna müteakiben inananları da müslüman gibi davranıyor, namaz kılıp oruç tutuyorlar. Böylece Osmanlı'da soyu günümüze kadar uzanacak olan müslüman görünümlü bir yahudi nesli oluşuyor, işte bunlara Sabetaycı diyoruz. Müthiş bir gizlilikle varlıklarını sürdürüyorlar hala.

Atatürk hakkında atılan söylentilerin de birçoğu zaten buradan kaynaklanıyor.


Bu konu hakkında internet'ten ve Youtube video'larından bilgi edinmenizi pek tavsiye etmiyorum. Hatta hiç etmiyorum. "E be hıyar senin yaptığın ne?" derseniz, o zaman bu blog'un çıktısını alın öyle okuyun mına koyim ehehe.

Zira internet'teki kaynakların %90'ı isim ve tarih vererek, "küsürat vereyim de salladığım anlaşılmasın" prensibiyle yaratılmış senaryolar üzerine kurulu. Mesela x tarihinde x diye biri (tarih ve isim veriliyor tabii), Atatürk'e "ben Sabetay Sevi'ye inanıyorum" diyormuş, Atatürk de diyormuş ki buna; "Aramızda kalsın ama ben de efendim... Ben de...." diyormuş.

Ehehe. Oldu anasını satayım...

Olum, Atatürk muhtemelen öyle dindar bir adam değildi, bunu anlamak çok da güç değil. Fakat bu az önceki hikâyeleri ileri süren kaynakları dinleyecek olursanız, Atatürk şu vasıfların hepsine aynı anda sahip biriymiş: "Yahudi, mason, sabetaycı, İngiliz ajanı, eşcinsel"

Vay anasını satayım, amma da renkli bir hayatı varmış la Atatürk'ün. Arta kalan boş zamanlarında da hobi olarak memleketi kurtarıyordu heralde. Öyle can sıkıntısından, ayağına geçirecek çorabı olmayan askerleriyle beraber cephede savaşıyordu, vakit dolsun diye işte ehehe. Neyse şimdi kimilerine "ucuz milliyetçilik" olarak gelecek bu laflar, o yüzden Sümerler çocuğu olduğum için ispatlarla destekleyecem anlatacaklarımı. Fakat öyle her gördüğünüz belgeye de inanmayın, çok mu zor anasını satayım "Mustafa Kamal, member of Macedonia Lodge" yazan ve altında imza olan bir kağıt resmi çızıttırıvermek? E o halde ben de Napolyon'un Trabzonlular Yardım ve Dayanışma Derneği üyesi olduğunu ispatlayabilirim gayet.

Atatürk'e neden sabetaycı dediklerinin esas sebebine gelince... 

Zübeyde Hanım dindar Hacı Sofi ailesindendir ve kendisi de dindardır. Bu sebeple, ilkokul bilgilerinizden de hatırlayacağınız üzere, Mustafa Kemal'i mahalle mektebine gönderir. Zira din eğtimi veriliyordur o okulda, fakat baba Ali Rıza Bey ile çok şiddetli tartışmalar yaşarlar ve sonunda babası Mustafa Kemal'i Şemsi Efendi okuluna gönderir.*

Şemsi Efendi, Sabetay Sevi'nin bilmem kaçıncı göbekten torunudur. Gerçek adı Şimon Zwi (Sevi) olup, naaşı şu an Bülbülderesi mezarlığındadır ve onun gömülü olduğu yerde sabetaycıların mezarlıkları çoğunluktadır.


Netekim Şemsi Efendi Mektebi de sabetaycı ailelerin çocuklarını gönderdiği bir okuldur. (Ilgaz Zorlu da doğrular bunları, kendisi Şemsi Efendi'nin soyundan gelen sabetayist bir yazardır ve gözlemlediğim kadarıyla anlattığı çoğu şeyde samimidir. Zaten sabetaycı cemaati tarafından da dışlanıyormuş galiba ehehe)

Yıllar sonra Atatürk'ün 2,5 yıl evli kalacağı Latife Hanım da sabetayist Uşakızade ailesindendir.


Allah'ım affetsin beni ama Latife Hanım da maşallah Atatürk'ten daha yakışıklı. İnsan söylemeden edemiyor; böyle müthiş bir adamla bu kadın? Nasıl evlenmiş Atatürk bunla halen anlamadım ben.

Şimdi bu Şemsi Efendi ve Latife Hanım meseleleri soru işareti. Bu sebeple Atatürk'ün sabetaycı olduğu söyleniyor. İyi de, benim anlamadığım bir nokta var.

Sabetaycılık, yahudilikte olduğu gibi anne tarafından geçer. Bu KESİNLİKLE böyle... Sabetayist akrabası olan bir arkadaşıma da rica ettim, bunun %100 doğru olup olmadığından emin olayım diye bir sorsun, doğruluğunu teyid ettirsin istedim: Ve evet, sabetaycılık %100 anne tarafından geçiyor, eminim bu bilgiden. 

Ve Atatürk'ün annesi Zübeyde Hanım kesinlikle dindar bir müslüman, bu çok net delillerle sabit. Bu durumda Atatürk nasıl sabetayist olabilir bunu anlamıyorum. Fakat Ali Rıza Bey'in "efendi" ünvanıyla tanınması, Mustafa Kemal'i ısrarla sabetayist okuluna göndermesi, bazı soru işaretlerinin oluşmasına yol açıyor. Sergen Yalçın'ın da dediği gibi, Ali Rıza Efendi'de "sıkıntı var" ehehe. Yani kesinlikle sabetayisttir demiyorum fakat ona dair soru işaretleri var.

"Hacı peki Zübeyde Hanım'dan nasıl bu kadar emin olabiliyorsun? Ya o da sabetayistse ve gizlediyse?"

İyi de o zaman Mustafa Kemal'i neden önce Kuran kursu tadındaki Hafız Mehmet Efendi'nin mahalle mektebine yazdırdılar? Gizlilik adına etrafa böyle bir fake mi verdiler yani? Psikopat değil ya abicim bu insanlar, neden o kadar abartsınlar?

Hem o çevrede batı tarzı eğitim veren başka okul bulunmadığından da Şemsi Efendi Okulu'na göndermiş olabilirler Mustafa Kemal'i. Zira Şemsi Efendi'nin gerçekten döneminin üzerinde, batılı tarzda eğitim veren idealist bir hoca olduğu da geçer Ilgaz Zorlu'nun kaynaklarında.

Sabetaycı olması dahi annesi müslüman olduğu için teknik açıdan mümkün olmayan Atatürk'e Yahudi diyenlere ise ben değil bir arkadaşım cevap versin:


Seni çılgın, hadi oradan.

Hem Selanik'tekiler yahudi değil, sabetayisttir arkadaşım lan. Yahudiler, sabetaycıları yahudi olarak görmezler, ülkelerine bile kabul etmez, ikinci sınıf insan olarak görürler onları.

E peki, hadi diyelim Atatürk bu konuda büyük bir istisna ve kendisi sabetaycı. Eeee? Ne olacak?

"BE HEY DÜRZÜ!!!!! BENİM ATAM %100 TÜRK'TÜR. DEDESİ ORTA ASYA'DAN GÖÇMÜŞTÜR VE DEDESİNİN ADI BÖRTEÇİNE'DİR!!!" kafa yapısındaysanız size hayatta başarılar diliyorum, Atatürk soyu itibariyle %100 Türk olunca ona olan sevginiz daha da artacak he mi? içine tüküreyim ben öyle sevginin. Atatürk'ün dedesi de Yörük Türküdür ayrıca, hadi içiniz rahatlasın kafatasçı kardeşlerim.

Etrafınızda kökünde sabetaycı bağları bulunan birileri illa ki vardır. Her sabetayist olan ya da annesinin eltisi sabetayist olan siyonist olmuyor. Her sabetaycı ya da yahudi kan bağı bulunan "ne yapsak etsek de şu ülkeyi bölsek, sonra Kudüs'te bir yahudi devleti kurup dünyayı buradan yönetsek nihahoahaoa" kafa yapısında insanlar olabilir mi olum?

Atatürk'ün sabetayist kan bağı bulunsa dahi, sabetaycılığı benimsemiş olması bana pek akıl kârı gelmiyor. Adam zaten dinlerden bezmiş bir durumda, din yüzünden insanların nasıl birbirlerine düşürüldüğünü, toplumun nasıl karıştırıldığını hayatı boyunca görmüş ve bunları da dile getirmiş bir adam ki hakkındaki çoğu spekülasyon da bu yüzden ortaya atılıyor. Böyle bir adam Sabetay Sevi denen herifin mesih olduğuna inanıyor olabilir mi lan? Ehehe, ne bileyim olum saçma geliyor bana. Hem kan bağı bulunsa dahi böyle bir şeyden mi mesul tutacaksınız adamı? E senin dedenin dedesi de belki Yugoslavyalıdır be güzelim?

Siyasi ideoloji olarak siyonist olabilir mi? Ya da mason mudur? Buna bakalım biz...

Atatürk %100 mason değildir diyemiyorum, çünkü hala anlamlandıramadığım bazı yerler var ki birazdan gösterdiğimde siz de hak vereceksiniz bu şüphelerime. Aslına bakarsan Atatürk mason da olabilir, korkulacak ve çekinilecek bir şey değil bu. Atatürk mason olsa bile keçi kanı içip, şarap ekmek ayinlerine katılmadı ki abicim. Her mason olan kendini masonluğa adayacak, gece gündüz masonik eylemler için uğraş verecek diye bir kaide de yok. Fakat "bilinçli ya da bilinçsiz", siyonizme hizmet etmiş midir, ettiyse ne derece hizmet etmiştir, bizi ilgilendiren kısımlar bunlar. Yoksa Atatürk Ufo tarikatına da üye olsa, uzaylılara da tapsa, bundan bana ne? Beni alakadar edecek olan kısım Atatürk'ün kişisel inancı değil, siyonizme hizmet etmiş olup olmamasıdır. Fakat şunu gönül rahatlığıyla söyleyebilirim ki, her ne amaçla olursa olsun, Atatürk bize her bakımdan, son dönemin yozlaşmış Osmanlı'sına kıyasla çok çok çok daha iyi bir miras bıraktı. Bu yaptıklarını ise her şeyden önce kendi vatan ve milletini düşünerek yaptı. Dini birinci plânda tutmadı evet, Atatürk'ün suçu buysa budur, fakat dinini ön planda tuttuğunu "sandığın" Osmanlı'nın son 300 yılında ne hallere düştüğünü de biliyoruz. Cumhuriyetin ilk yıllarında sert kararlar verdi Atatürk, İstiklal Mahkemelerinde idama çarptırılan birçok insan vardı. Fakat devrim denilen şey Facebook'tan "1 Devrim Request" gönderilerek, güle oynaya yapılmıyor. Can sağlığı için kanserli kolu kesip atmak da gerekiyor bazen. Siz mesela "Allah'ın kitabında yazan şeriat"ı uyguladığını ileri sürdüğünüz Osmanlı'da varlığı ispatlanmış en az 3* mason şeyhülislam olduğunu biliyor musunuz? Şeyhülislamın mason lan, halk üzerinde hiçbir dini yükümlülüğü bulunmayan siyasetçin mason olunca mı ortalığı ayağa kaldırıyorsun e be riyakâr densiz?

(*Şeyhülislam Musa Kázım Efendi, Mustafa Sabri Efendi, Mehmed Ziyaüddin Efendi. Referans = Soner Yalçın, masonlar.org, ve bu 2 kaynağın da referansı: Hür ve Kabul Edilmiş Masonlar Locası resmi belgeleri) 

Koyu dinci arkadaşım, Atatürk olmasa dinini çok daha fazla şirk içinde yaşayacaktın, emin ol bundan. Osmanlı'yı şeriat devleti mi sanıyorsun yoksa hala? Osmanlı sırf son dönemlerinde değil, hiçbir zaman şeriat devleti olmadı ki, Osmanlı'da daima siyaset şeriatı yönetti, şeriat Osmanlı'yı değil. O nedenle Atatürk'e kafir diyorsan eğer, aynısını Osmanlı'yı yönetenler için de söyleyeceksin. Atatürk bir devrimciydi, ve bu devrimleri yer yer diktatörlük yaparak yerleştirdi, doğrudur. Fakat sen hiç gökten zembille inen bir devrim gördün mü lan? Hz Muhammed bile Arap toplumunu değiştirmek için o kadar mücadele vermedi mi? Atatürk'ü peygamberden üstün gören sensin demek ki de, bu devrimleri zorla getirmek ve kan akıtmak ile suçluyorsun adamı. Başka türlüsü nasıl mümkün olurdu olum lan? Şeriat isteyenlerin yanağından makas mı alacaktı adam? Şeriat deyince de günümüz kolpa solcu üniversite gençliğinin aklına İran geliyor malesef, fakat şeriat o değil, anlıyorum demek istediğini dinci arkadaşım, burada hak da veriyorum sana.

Fakat o şeriat isteyenler, Kuran'da belirtildiği üzere Allah'ın hükümleri ile yönetilmeyi mi istiyorlardı, yoksa gelenekleri ve yozlaşmış inançları ile mi? Hz Muhammed döneminden beri Allah'a şirk koşmadan yönetilmiş bir şeriat devleti varoldu mu? Ulan daha Hz Ömer dönemi biter bitmez başlamadı mı işler karışmaya? Sonra Muaviye denen adam kafasına göre uygulamadı mı şeriatı? Hz Muhammed döneminden beri şeriatle yönetilen, Kuran'da belirtildiği gibi sadece "Allah'ın dediği ile hükmedilen" bir devlet var olmadı. Hatta vicdanımın sesini dinlediğimde (şahsi hissim, bir iddia değil), laiklik, yozlaşmış bir şeriattan yeğdir İslam'da. En azından birinde hiç Allah'ı işin içine katmıyorsun, fakat öbüründe Allah'ın adını kullanarak küfre ve şirke sapıyorsun. Allah böyle bir şeriat mı ister senin için? Allah o şeriati senin için gönderdi zaten olum salak mısın sen? Sen şeriatle yönetilince Allah'ın hoşuna mı gidecek bu, egosu mu tatmin olacak olum Allah'ın? Sen daha iyi yaşayasın diye göndermedi mi sana Kuran'ı ve şeriatı? Sen gidip şeriatı kendi şerefsiz fikirlerin ile donat, recm cezasını savun, sonra laikliği savunana kafir de. Ulan senin farkın ne? Sen daha betersin? Sen başkalarıa kızarsın "şeriat deyince İran olcağımızı mı sanıyosunuz yeeaa" diye ama sen de şeriati götünden anlarsın. Sanıyorsun ki şeriat demek etrafta daha fazla şalvar ve süveter giyen insan, daha fazla Arapça yazı görmek demektir. Atatürk bunları kaldırdı evet, eski kültür ile bağları da kopardı bak orada da katılıyorum, fakat Allah senden diğer kavimlerden daha aciz ve cahil kalmanı mı ister sence? Ulan İslam sadece "bu hayatta çile çek, öbür tarafta kralsın boolum" dini değil ki? Hatta hiç öyle bir şey değil. Tamam her şeyin mükâfatını ya da bedelini alacaksın ahirette fakat İslam'da nefs-i müdafaha vardır, hakkını arama ve savunma vardır, sana bu sadece bir hak olarak verilmedi, sana bu farz kılındı. Yok öyle "ben müslümanım yeeeaaa, kurtulacam öbür tarafta siz düşünün ehehehe" diyerek götünü yan devirip yatmak. Eğer çocuğun senin içinde bulunduğun ortamdan daha pis bir ortamda doğduysa ve sen bunun değişmesi için bir çaba göstermediysen, sen günahkârsın evladım. Kuran'ı sırf arapçasıyla değil de, dur lan ne yazıyomuş burda deyip bir kere mealiyle okusaydın farkederdin bunu.

Ve ek olarak Kızıl Devrim veya Fransız Devrimi ile kıyaslarsan Türk devrimini, göreceksin ki Atatürk yapabileceği diktatörlüğü minimumda tutmuştur ve o lafını ettiğim devrimlerden çok daha az kan dökülmüştür bizde. Evet Atatürk diktatörlük yapmıştır, asla inkâr dahi etmiyorum bunu, fakat bir devrimci zaten bundan daha az diktatör olamaz, olursa da devrim mevrim yapamaz. 

Koyu kemalist arkadaşım, şimdi gelelim sana...

Dur sigaramı yakayım ve arada da balgam çekeyim ki Kurtlar Vadisi Çakır psikopatlığı yakalayayım. (Çok pis girebilirim bu modlara. Her ne kadar sigara içmeyip Kurtlar Vadisi izlemesem de... Gözlemim iyidir haciii) 

Hırrrkkkk...

Arkadaşım, Atatürk olmasa ben yine babamın kim olduğunu bilirdim be güzelim, bırak şu "be hey dürzü" edebiyatını. Türkiye başka tavizler vererek yine kurtulurdu. Şu an ne kadar bağımsızsak, aşağı yukarı yine o kadar bağımsız olurduk. He İzmir'i falan kurtaramazdık tabi, ama sen bi bırak artık şu edindiğin milli eğitim müfredatındaki yüzeysel, tek yönlü tarih dersi bilgisiyle körü körüne bildiğini okumayı, bırak artık puta tapar gibi Atatürk'e tapmayı. "Atatürk'ün her yaptığı mı doğru?" diye sorsam sana, sahte sahte "yaa tabii ki her yaptığı doğru değildir, hataları olmuştur, o da bir insaaan :):) heeeey :):)" triplerine girersin. Fakat o "hataları olmuştur" dediğin kategoriye de hiçbir şeyi sokmazsın. Lafta sürekli "tabi ki hataları olmuştur", ama gel lan bakalım neymiş o hatalar deyince de "sus pis yobaz şakirt fetocu lümpen swh swh"... He anasını satayım he, oldu g.tümün enteli seni, oldu... Ayrıca dinci kesimin gazına gelip, kemalist geçinen ve Atatürk'ü "ezan sesini çok severdi, hz Muhammed'e hayrandı, subanekeyi ezbere bilirdi" gibi komik şekillerde dindar göstermeye çalışanlara da Allah'tan akıl, fikir ve subaneke dolu bir hayat diliyorum Neyin ispatını yapmaya çalışıyorsunuz olum? Neyin peşindesiniz? Neyin mücadelesi bu?

Milliyetçilik anlayışı milli bayramlarda Facebook'ta profil fotoğrafına Türk bayrağı ve Atatürk resmi koymaktan ibaret olan sığır üniversite gençliği, salaksınız ama bunu yüzünüze söyleyen yok. Atatürk bile sizin umrunuzda değil ki, siz her şeyden bir prim yapma peşindesiniz.

Bu iki yobaz grup var ya, ki bunlar Türkiye'nin yarısından çoğunu oluşturuyorlar, şimdiye kadar anlattıklarımı ve esas birazdan anlatacaklarımı, işte bunlar yüzünden konuşamıyoruz. Kişiliksiz, karaktersiz, bir ideolojiye sarılmazsa kendisini çıplak hisseden, kendine ait bir görüşü olmadığı gibi ya geleneğine bağlı olan ya da yaranmak istediği elit kesimin takdir ettiği fikre yönelmeden yapamayan salaklar var ya, onlardan büyük düşmanımız yok... Takım tutar gibi ideoloji tutan kör fanatikler, hepinize lanetler olsun.

Yobazlara kinimi kusma seremonisini tamamladığımıza göre devam edebiliriz ehehe. Ama çok canımı sıkıyorsunuz arkadaşım lan, neyi paylaşamıyorsunuz mına kodumun yerinde bir anlasam? Aynı mahallenin çocuklarısınız şunun şurasında, bari çocukların önünde yapmayın...

Atatürk'ün kişisel dini görüşünün bizi ilgilendirmediğini söylemiştim, işin magazinsel boyutu bizi gerçekten de alakadar etmez. Fakat bu konuya biraz değinecez, zira bu da daha sonra anlatacaklarım ile alakalı ve iç içe. Ayrıca Atatürk'ün müslüman olmadığını ya da dindar olmadığını büyük bir haz duyarak, orgazm halinde tükürükler saça saça bağıran dinci kardeşlerim, elektriği keşfetmediniz. Bir sakin olun hele.

Atatürk kesinlikle müslümandır ya da değildir gibi bir yargıda bulunmak haddime değil, Allah'tan ve kişinin kendisinden başka kimsenin bilemeyeceği bir konu üzerinde ithamda bulunmak ne vicdanıma, ne inancıma ne de herhangi bir etiğe sığar. Fakat ben burada arkadaş arasında konuştuğum şeyleri de anlatmaya gayret gösteriyorum sevgili kaynatasızlar, biliyosunuz siz de ehehe. Atatürk Müslüman olmayabilir, ateist ya da deist de olabilir, zaten böyle devrimci karakterde bir insanın ne kadar muhafazakâr olmasını bekleyebilirsiniz ki arkadaşım? Fakat Atatürk'ün psikolojisini nacizane iyi analiz ettiğimi düşünüyorum, amacı ne salt din karşıtlığı ne de İslam karşıtlığı, sadece yüzyıllardan beri "din" adı altında halka yapılan maddi ve manevi sömürüye lanetler okuyan bir dehanın tepkisiydi bu yaptıkları. Hem de "tüm dinlerin" denizin dibini boylamasını dileyecek kadar bezmiş bir insanın... Kahve edebiyatı olacak ama, matbaa bile şeyhülislam yüzünden yıllar sonra gelmedi mi lan bu coğrafyaya? "Hayır yeeaa, Osmanlı'da 90.000 hattat vardı, onlar işsiz kalmasın diye...", lan 90.000 hattat nedir manyak mısın sen? 90.000 hattata ihtiyacı olan bir imparatorluk olsaydı Osmanlı zaten yıkılmazdı anasını satayım, kendi içinde rönesansını yaşardı. 90.000 değildi ama, kaç olursa olsun o hattat nüfusunu bahane etme bu meseleye. Ediyorsan bile sonuç olarak, matbaanın geç gelişi gibi tüm bu gelenekçi, dar ve yöresel açıdan olaylara bakan cahil zihniyet bitirmedi mi Osmanlı'yı? O zaman milletinin bekası için, kangren olan parmağı kesene de kötü gözle bakmayacaksın.

Şimdi Atatürk'ün karşımıza son zamanlarda çok daha fazla çıkmaya başlayan "din karşıtı" argümanlarından bir kaçına bakalım.


Atatürk'ün 1931 yılında Afet İnan adına yazdırdığı ders kitabı*. Bu kitabı kendisinin kaleme almış olması da muhtemel ki öyle de kabul ediliyor zaten artık. Bir de buna ek olarak bilmeyenin kalmadığı "gökten indiği sanılan kitaplar" muhabbeti de var:

http://www.youtube.com/watch?v=pUxRj9Zq1v8

O lafı Kuran için söyleyip söylemediği hala tartışılıyor. Bence felsefe yapmaya gerek yok, Atatürk o lafı gayet Kuran için söylemiş.

Ayrıca Kuran'ı Türkçe'ye çevirme sebebini Kazım Karabekir şöyle aktarır: “Evet Karabekir, Arapoğlu’nun yavelerini Türk oğullarına öğretmek için Kuran’ı Türkçe’ye tercüme ettireceğim ve böylece de okutturacağım, ta ki budalalık edip de aldanmakta devam etmesinler..” (Atatürk - Kazım Karabekir, Paşaların Kavgası. Sf 159)

Evet, Atatürk'ün müslüman olmadığı yargısına ulaşılabilir buradan, gayet normal bu izlenimin oluşması. Fakat bir şey soracam.

Eeee?

Yani?

Asker, siyasetçi ve devrimci bir lideri dini inancı üzerinden eleştirmek neyin nesi bir öğrenebilir miyim ben? Ulan bu blog'da yerden yere vurduğum masonluğun İLK şartı "Tanrı inancına sahip olmak"tır ve Türk masonların büyük çoğunluğu müslümandır. Sen ne yarar gördün ulan onların müslümanlığından?

Atatürk yüzyıllardır aynı şekilde yaşayan bir milleti değiştirdiyse, kökten devrimler getirdiyse, bunları İslam'ı bitirmek için yapmadı be güzelim, hemen aklına o gelmesin. Devrim denen şey kolay yapılmıyor, aksi mümkün olamazdı zaten. Hepsini de ispatlayacam, hiç merak etme, sabırla oku bu yazıyı.

Şimdi, Atatürk'ün toplumu değiştirmek adına gösterdiği bu tutumunu, birazdan vereceğim bilgiler ile desteklerseniz, "acaba siyonist bağları mı var?" şeklinde düşünebilirsiniz. Bu benim de aklıma takılan bir ihtimal ve hala bile tam emin olamıyorum. Eğer kafamda birkaç soru işareti var diyorsam, çoğunlukla şu 2 sebep yüzünden oluyor bunlar da...

Birincisi;

Nutuk'tan bir kısım (Kaynak: Atatürk Araştırma Merkezi Başkanlığı): "Efendiler, bütün insanlığın görgü, bilgi ve düşüncede yükselip olgunlaşması, Hristiyanlığı, Müslümanlığı, Budizmi bir yana bırakarak basitleştirilmiş ve herkes için anlaşılacak duruma getirilmiş saf ve lekesiz bir dünya dininin kurulması ve insanların, şimdiye kadar kavgalar, çirkeflikler, kaba istek ve iştahlar arasında bir sefalethanede yaşamakta olduklarını kabul ederek, bütün vücutları ve zekâları zehirleyen zararlı tohumları yok etmeye karar vermesi gibi şartların gerçekleşmesini gerektiren «birleşik bir dünya devleti» kurma hayalinin tatlı olduğunu inkâr edecek değiliz."

Tek bir din ve tek bir dünya devleti fikrini savunuyor Atatürk.

Çok şaşırdım bu tavrına ve hala burada ne demek istediğini çözemedim. Hani hepimiz isteriz tabi Şirinler Köyü kıvamında, ayrımcılık olmaksızın yaşamayı, fakat en azından bu blog'u okuduysanız Illuminati'nin tek bir dünya devleti fikrinin böyle insani amaçlara hizmet etmediğini, tamamen tek ve mutlak bir otorite ile faşist bir hakimiyet kurma emeline hizmet eden bir proje olduğunu anlamışsınızdır.

Peki Atatürk bu görüşü neden destekliyor? Siyonist miydi? Ya da birilerinin etkisinde mi kaldı? Yoksa sadece az önce bahsettiğim gibi "aslında iyi olurdu ayrımcılığın olmadığı bir dünya" hissiyatı sebebiyle mi bunları söyledi?

"Yok be olum, gün gibi aşikâr işte, baksana tek bir dünya devletini övmüş adam.", dur bakalım, yargısız infaz yapma. Çok uzun bir yazı olacak bu daha, sırf buraya kadar anlattıklarımdan yola çıkarsan tabi ki öyle bir fikre ulaşabilirsin, fakat Atatürk tek kalemde silip atılacak, siyonist yaftası yapıştırılabilecek bir adam değil. 

He bu arada neden "hristiyanlık, müslümanlık ve budizm" diyor da yahudilik demiyor diye düşünüyorsanız, eh farkettiğiniz üzere dünyada popülasyonu en fazla olan dinleri nüfuslarına göre sıralamış adam orada. Konu dünyada en fazla insan üzerinde etkili olan dinler ve tek dünya dini değil mi? Ee günümüzde bile 10 milyon civarı mensubu olan yahudiliğin ne işi var şimdi orada, takılma buna.

Her neyse, gelelim kafamı kurcalayan ikinci hususa...

Marx


Lenin

Stalin

Sadakat duruşuymuş bu (nizam duruşu değil, yanlış bilgi o). Atatürk'ün de bazı mason liderler gibi bu şekilde verdiği 30'dan fazla poz var.




Hepsini buraya koyacak değilim, internet'i talan ederseniz böyle daha birçok pozu olduğunu görürsünüz. 

Şahsen bu verdiği pozları başta önemsemiyordum, fakat Atatürk'ün Nutuk'ta tek bir dünya devleti fikrini desteklemesi üzerine bunlar eklenince, açıkçası durumdan kıllanır oldum.

Tam olarak bilemiyorum sahiden böyle bir duruş var mı masonlukta, ki birçok mason liderin böyle pozu olduğunu göz önünde bulundurursak olması da muhtemel.

Bu fotoğraflara hala bir açıklama getiremedim, bir kılıf uydurmaya çalıştığımdan değil, bu pozları ne mason olmasına ne de olmamasına delil olarak yorabildim, tek demek istediğim bu. Ve sakın sırf bu fotoğraflara bakarak fikir yürütmeye çalışmayın. Yoksa bu fotoğraflar üzerinden Atatürk'ü şu şekilde savunuyor bazı sevgili fanatik kemalistler: "Yaverinin hatıratında Atatürk'ün kalbinin ağrıdığı ve bu sebeple sık sık elini kalbine götürdüğü yazar..." ya da "siroz hastalarının avuçlarında yara izleri çıkar, bu sebeple Atatürk böyle pozlar verirdi".

Şimdi neden körü körüne kemalist olanlara lanet okuduğumu anladınız mı?

Bunlar nasıl bahaneler olum? Aptal mısınız siz?

Valla senin bu savunma şeklini gören bir insan, Atatürk'ün %100 mason olduğuna kanaat getirir sevgili hazımsız, cahil ve dediğim dedik çaldığım düdük kemalist arkadaşım.

Siz bunları açıkça, tarafsızca değerlendirip konuşmadıkça ve insanları aptal yerine koymaya devam ettikçe, daha da göze batacak bunun gibi bazı şeyler. O yüzden "kılıf" uydurmaya çalışmaktansa, oturun efendi efendi fikir yürütün, hak vermeseniz bile en azından bir "hmmm" deyin ulan. Bu kadar ön kabullü olmayın her konuda. Neyse...

Şimdi Nutuk'taki bu kısmın ve bu fotoğrafların anlamı nedir, ben tam olarak çözemedim. Fakat yazının devamında önünüze sereceğim veriler ile beraber nasıl fikir yürüteceğinizi de çok merak ediyorum.

La Eminem için bile (İlluminati durumları) tek bir parçadan yola çıkarak değil, olayın bütününe bakarak yargı sahibi olmanız gerektiğini söylüyorsam, bunu Atatürk için 25 kere yapmanız lazım ehehe.

Buraya kadar anlattıklarım, aklımda soru işaretleri oluşmasına yol açan kısımlardı ve ulaşması çok da zor bilgiler değildi. Artık buradan sonra anlatacaklarım, kafanızda o soru işaretlerine zıt yönlü olan daha da büyük soru işaretlerinin oluşmasına yol açacak.

Şimdi telefon kulübesine giriyorum, Clark Kent kostümünü atıp Sümerler çocuğu oluyorum. Dik oturun, dikkatli okuyun ve sonra sinirlerinize hakim olun. Olun ki Tülin'den s*ktiri yemiş Caner dili yaparak kafanızda vazo falan kırmayın.

Atatürk'ün şaibeli ölümünü ve o tarihe yakın olayları bir inceleyelim...

GERÇEK 1: Cumhuriyetten önceki İttihat ve Terakki'nin büyük çoğunluğu masondu. Resmi belgelerle de ispatlanmıştır. Cumhuriyet döneminden sonra da mecliste oldukça fazla bir mason nüfusu vardı. (Google'da aratın, üstteki kaynak Hür ve Kabul Edilmiş Masonlar Locası'na aittir) 

Meclis başkanı Kazım Özalp ve İçişleri bakanı ŞÜKRÜ KAYA da bu masonlardan birkaçıdır, bu isme dikkat.

GERÇEK 2: Atatürk'ün mason localarını "kapatmadığı" söylentisi TAMAMEN yalandır, olayın ASLINI şimdi öğrenecez. Yıl 1935; Atatürk mason localarının kapanması kararının çıkması için meclise emir veriyor. Mecliste şiddetli tartışmalar başlıyor, malum mason nüfusu az değil mecliste. Mason meclis üyeleri ve tabi ki Şükrü Kaya, yoğun şekilde itiraz ediyorlar, locaların kapanmaması için sonuna kadar diretiyorlar.

GERÇEK 3: Bu tartışmalar sürerken 10 Ekim 1935'te Mason locaları "kendi kendilerini" kapatıyorlar, tüm mal varlıklarını da halkevlerine bağışlıyorlar.

Hö?

Dur dur.

13 Ekim 1935'te, mecliste yasa kabul ediliyor ve mason locaları resmen "devlet tarafından" kapatılıyor. (Kaynak: Boğaziçi Üniversitesi) 

Hö???

Bunun açıklaması ne?

PALAVRA: Bakalım mason kardeşlerimiz bu durumu nasıl açıklıyor? (kaynak: masonlar.org)


Ahahaahahahahahahahaahahaha.

Dur bi dakika sinirlerim bozuldu.

Neymiş neymiş? Vatansever mason kardeşlerimiz ülkenin karışık bir durumda olduğunu görmüşler, çalkantılı olan bu dönemde mason localarının varlığının canımız ülkemize zarar verdiğini anlamışlar, onlar da "fedakârlık" ederek kendilerini kapatmışlar. Ve tüm mal varlıklarını halkevlerine bağışlamışlar.

Vay bee... Gözlerim yaşardı. Sahiden de bu ülkede bir değil, milyonlarca Polat Alemdar varmış. Evet şimdi hepinizi Onuncu Yıl Marşı'nı okumaya davet ediyorum, ÇIIKTIIIK AÇIIIK ALIINLAAAAA...

GERÇEK 4: Vatansever, duyarlı, hassas, yakışıklı değil ama sempatik mason kardeşlerimiz, her ne tesadüfse mason localarının ülkenin o karışık durumuna zarar verdiğini, 10 EKİM 1935'te, yani MECLİSTE LOCALARIN KAPANMA KARARI GÖRÜŞÜLÜYORKEN farkediyorlar.

Allaah Allaaaah, aklın yolu bir lan, kalp kalbe karşı valla... Biz de tam sizi kapatmayı düşünüyorduk, sizin de mi aklınıza geldi aynı anda?

Sanırım meclisteki mason bakan ve üyelerin, durumun gidişatından locaların kapanacağını anladıklarını, durumu locaya bildirdiklerini ve locaların da bunun üzerine kendilerini kapattıklarını anlamak için Einstein olmaya gerek yok dimi?

Peki neden böyle bir şey yapmışlar? Ha 3 gün önce, ha 3 gün sonra, ne farketti? Sadece "siz kovmuyorsunuz, ben istifa ediyorum" deyu gururlu işçi tribi mi attılar?

Masonlar?

Ahahaha.

Dur dur, devam ediyoruz.

GERÇEK 5: Atatürk'ün dünyada bir ilki gerçekleştirerek, binbir güçlüklerle kapattığı mason localarını, İsmet İnönü 1948'de açıyor.

Ve 1948'de ne mi oluyor? Gelin durumu mason kardeşlerimizin kendi ağzından öğrenelim. Şimdi son cümleye dikkat.


"1948'de Masonluk yeniden faaliyete geçince, zamanında kanunla kapatılmadığı için, mahkeme kararı ile eski gayrı menkullerine yeniden kavuşabildi."

Efendim?

"mahkeme kararı ile eski gayrı menkullerine yeniden kavuşabildi."

Nasıl?

"zamanında kanunla kapatılmadığı için"

Kim?

''Masonluk"

N'olmuş?

"mahkeme kararı ile eski gayrı menkullerine yeniden kavuşabildi."

Niçin?

"zamanında kanunla kapatılmadığı için"

Kim?

"Masonluk"

Şimdi iyi niyet konusunda 15 Polyanna gücünde olan mason kardeşlerimizin neden kendilerini, kendi rızalarıyla, devlet kararından 3 gün önce "uyku dönemine" aldıklarını anladın mı?

Bu masonlar.org'un sloganı ne biliyo musun? "Masonluk masonlardan öğrenir."

Biliyorum şekerim, ben zaten şimdiye kadar her bilgiyi yanlış ya da yalancı kaynaklardan da muhakkak okurum, duyarım. Zira o zaman arkadaki amacın, dönen alengirli ve gizli işin ne olduğunu çok daha kolay görebiliyorsun.

Bir de mason kardeşlerimizin sürekli bir "masonluk asla hiçbir kimsenin arkasına gizlenmemiştir, teessüf ederiz." tribi var. Ve bu tavrı, ne zaman harici bir üye Atatürk ile masonluk ilişkisini sorarsa, o zaman takınıyorlar.

Şekerim. Bunların 2-3 tanesi hakikâti biliyor, "biraderlerine" de öğrenmeleri gerektiği şekillerde öğretiyorlar durumu. Bu sebeple ki ağız birliği etmişcesine "Atatürk'ün mason olduğuna dair bir delil yok ama ATAMIZ zaten masonluğun emeline uygun faaliyetler yapmıştır." diyorlar.

Al bak, önce masonlar.org forumundaki mason üyelerin mesajlarından örnekleri göstereyim. Hepsini okumayın, ben mesajların önemli ve okumanız gereken kısımlarını alta yazdım, resimler delil olsun diye sadece...





Şu kısımları muhakkak okuyun; masonların Atatürk hakkında görüşleri:

"Atatürk'ün mason olduğunu gösteren resmi bir kayıt yok ancak fikir ve düşünceleri masonluk ile oldukça yakındı."

"Ulu önderimiz hem ülkesine hem insanlarına kazandırdıkları ve hemde tüm dünyada hayranlık uyandıran yaşam tarzı ve eseleri noktasında kanımca muntazam bir locaya üye olmasa dahi ''önlüksüz mason'' olarak değerlendiriyorum."

"Zira Yuce Ataturk, tipki bir Mason gibi yasamistir"

"1935 yılında Atatürk'ün mas on localarını kapattığı gerçeği diye bir şey yoktur. Bu resmen ve açıkça bir uydurma, antimasonik cephede çıkarılmış bir safsatadır. Bunun niçin olamayacağının belgeleri ve kanıtları vardır, bırakın olduğunun, niçin olabileceğinin bile değil. Atatürk'ün bir rüzgara uymuş olmak istemesine ilişkin varsayımı ise, ben yüce önderimize olmayacak bir yakıştırma olarak görürüm. "

YÜCE ÖNDERİMİZ MASON LOCALARINI KAPATMAMIŞTIR, HİÇ YAKIŞTIRAMADIM SEVGİLİ KARDEŞLERİM, O NASIL SÖZ ÖYLE YEEEAAAA? TEESSÜFLERİMİ BİLDİRİOTÖUYÖRPRTLÜ AHAAHHAHAHAHA...

Geçiniz.

Bu yapmacık "atamız, canımız, ciğerimiz" ağızları ve "Atatürk mason değildi yeeaa, gerçi olabilir de, çünkü o da bizim gibi aydınlık yolunda ilerledi. Aynı biz yaa, aynı... Kaynımda da var, aynı." tavırları nedir biliyor musun?

Bu forumda "Atatürk masondu" diyen tek bir mason üye yok.

Fakat o Atatürk'ün mason olmadığını söyleyen mason kardeşlerimiz, aynı zamanda Atatürk hakkında konuştuklarında; "aslında mason olabilir ama olmasa bile bize hizmet etti" anlamına gelen şeyler söylüyorlar. 

Ne şiş yansın ne kebap.

Bu yukarıdaki mesajları sadece masonların söz birliği etmişcesine hem kendilerinin yediği, hem de başkalarına yedirmeye çalıştıkları safsataları görün diye koydum. Yoksa o şahısları 100 yıllık meseleden sorumlu tutacak halim yok tabi, öeh.

Peki Atatürk'ün mason olduğu söylentisini ilk çıkaran ve yayanlar kimlerdi sizce? Evet, tahmin ettiğiniz üzere Rum Ortodoks Patrikhanesi'ydi ehehe. Ne alakası var arkadaşım lan? Tabii ki bu söylentiyi de ortaya atan, yine masonların ta kendisiydi. 

Atatürk ismi arkasına gizlenerek icraatlerine devam edenler yine masonlardı.

Masonların Atatürk ismi arkasına gizlendiklerini bir söylesenize o forumda, saygıdeğer yüksek seviyeli kelimeleriyle nasıl dövüyorlar sizi bakın ehehe.

Bu şey gibi hani, biri bana gelse kısa pipili dese hiç üstüme alınmam (selamlar). Ama kısa pipili birine kısa pipili derseniz kompleks yapar.

Cm istemeyin ölçmedim, biz konuya devam edelim. 

Şimdi sağda solda atılan "Atatürk mason localarını kapatmamış" dedikodusu nereden kaynaklanıyormuş gördünüz mü? O dinci kaynaklardaki "Atatürk mason localarını kapatmadı, onlara dedi ki siz kendinizi feshedin dedi, sonra bi daha açcam ben sizi dedi" hikâyelerini yutan ve yutturmaya çalışan yobazların da hangi zokayı yutmuş olduklarını ya da size neyi yutturmaya çalıştıklarını gördünüz mü?

Atatürk'le ilgili hala mı şüphelerin var? Hala içinde "ya onların adamıysa?" uktesi mi var? Normaldir, dediğim gibi benim de çözemediğim bazı noktalar var fakat onlarca yanlış götürecek olan doğruları anlatmaya devam edecem, işte o zaman terazinin bir kefesi öbürüne göre çok daha ağır basacak, dur ama acele etme. Daha yeni ısındık olum ehehe.

Masonlar.org ile ilgili son bir şey daha eklemek istiyorum. Masonların bu yapmacık şeffaflaşma çabası neden biliyo musunuz? "Bakın hiç de gizli değiliz" triplerindeler fakat o forumlar felan sadece vitrin evladım. Vitrine göstermek istediklerini koyuyorlar.




Gördüğün üzere masonik işaretler, ritüeller gibi konuları ve muhtemelen daha birçok şeyi buraya asla taşımıyorlar. Tüm forum gereksiz "saygı" ve 3 satır süren "teşekkür" mesajlarından oluşuyor. Aralara da bikaç tane "bilgi, ışık, aydınlanma, sevgi" felan ekledin mi tamamdır işte.

Ve o kadar riyakârlar ki...

Ana sayfada şu yazıyor:

"Masonlar.org Nedir? Türkiye`de HKEMBL`na bağlı, diğer ülkelerde ise tanınmış Muntazam Büyük Localara bağlı Masonlar tarafından kurulmuş ve yönetilmekte olan sanal platformdur. Haricilere açık forumu bulunmakla birlikte site tarafından tanınmış Kardeşlerimize Özel bölümlerde bulunmaktadır."

HKEMBL: Hür ve Kabul Edilmiş Masonlar Büyük Locası'dır. Ve oraya bağlı olduklarını söylüyorlar anasayfalarında.

Şimdi anasayfalarında böyle derlerken, resmi Facebook sayfalarında da şu yazıyor:

"Yalnız Masonlar.org Türkiye Büyük Locasına bağlı değildir."

Güven vermiyorsunuz be arkadaş. Bir öylesiniz bir böyle, şimdi sorsak buna da bi kılıf uydurursunuz, her şeye de var bi açıklamanız... Zaten size kalsa Üzeyir Garih'in cinayetinin de masonlukla alakası yok, he canım, he güzelim he.

Diliyle evrensel olduğunu, sadece gönderdildiği zamanı değil, tüm zamanları kapsadığını belirten Kuran'a inandığını söyleyen ama işine gelmediğinde de "heee yok o öyle değil, şimdi o ayet indiğinde Hz Muhammed şöyle şöyle yapıyordu, o yüzden öyle demek istemiyo" diye kılıflar uyduran herifler gibisiniz.

Masonluğun tanımını hem şu şekilde yapıyorsunuz:

"Masonluk; hayat boyu suren bir; olgunlasma, erdem sahibi olma, bilim yolunda isigi arama ve HERKESIN ESIT OLARAK TEK CATI ALTINDA elit, mutlu ve kaliteli olarak yasamasini amaclayan bu yolda egiten bir okuldur."

E sonra kimler mason olabilir sorusuna da böyle cevap veriyorsunuz: 

"2- Fakirler Mason olamaz. (Fakir kisilerin, yardimseverlik, erdemlik, iyi kisileri daha iyi kisiler haline getirmek vb. ideallerden once daha buyuk sorunlari ve ugrasmakta oldugu durumlari vardir. Bir fakir Mason olabilirse, ne toplulugumuza, ne insanliga, nede kendisine beklenen faydayi saglayamaz. Masonluk herkese gore degildir. Mason olmak icin oncelikle kalbinizde bir Mason olmus olmaniz gerek"

İnci Sözlük'te yapılmaz lan böyle bi aşağılama. Fakirleri ayrımcılığa maruz kalacak kadar bile değersiz mi görüyorsunuz nedir abicim? Bu nasıl ayrımcılık yapmamak?

Neyse biz, Atatürk'ün mason localarını kapattıktan sonra başına gelenlerle devam edelim. Atatürk, locaları kapattıktan sonra neler oldu?

GERÇEK '6': Kimi kaynaklara göre 1936, kimi kaynaklara göre 1937'de Atatürk'ün rahatsızlığı baş gösterdi. Atatürk siroz değildi. Sıtma, hepatit, kanser vs şu bu, birçok şey söyleniyor, fakat ilk rahatsızlığı kesinlikle siroz değildi. Atatürk sıtma tedavisi gördü ve hastalığı, uygulanan civa tedavisi yüzünden siroza çevrildi. (Referans: Ceyhan Mumcu)

Atatürk'e yanlış tedavi uygulayan doktor, 1911 Libya cephesinden beri arkadaşı olan Mim Kemal Öke'ydi.

Mim Kemal Öke kimdi biliyor musunuz?

Türkiye Locaları Büyük Üstadı. Türkiye'nin en kıdemli masonu yani.

Daha sonra Celal Bayar'ın ısrarlarıyla Fransız doktor Noel Fissenger Türkiye'ye getirilir. Tedaviyi o yürütmeye başlar.

GERÇEK 7: Atatürk'ün ölüm raporuna alkole dayalı siroz yazılır. Atatürk'ün ölüm sebebi sirozdu fakat ölüm sebebinin alkole dayalı siroz olduğu ne ispat edilmiştir, ne de zaten mümkündür. Zira alkole dayalı sirozda karaciğer şişmez, fakat Atatürk'ün ciğeri şişmiştir, doktor Noel Fissenger'ın raporları da alkole dayalı siroz olduğu yönünde değildir. (Referans: Prof. Dr. Utkan Kocatürk)

Fakat her ne hikmetse Atatürk'ün ölüm raporunda, doktor Fissenger'ın da diğer Türk doktorlar gibi alkole dayalı siroz teşhisinde bulunduğu yazar.

Peki neden "alkol"e dayalı siroz olarak kayıtlara geçmiştir? Neden Atatürk'ün otopsisi dahi yapılmamıştır? Neden böyle örtbas edilmeye çalışılmıştır?

GERÇEK 8: "Gençlere de örnek olur."

Duyarlı, hassas, düşünceli, vatansever mason kardeşlerimiz, bu sebeple ölüm nedenini alkol kaynaklı siroz olarak kayıtlara geçirirler. Günümüze kadar da böyle gelir. Ve buna müteakiben birkaç yıl evvel kurdukları Yeşilay'ı atarlar ortaya, bir Yeşilay rüzgarıdır eser gider Türkiye'de. Eee içki ve sigara nelere yol açıyormuş yaa yaa görün çocuklar.

"Yok artık, ne saçmalıyorsun sen?"

Şimdi bi dik otur, derin nefes al, gözlerini de iyice aç.

Yeşilay'ın vikipedi sayfasına bir girelim. Bundan önceki ismi de Hilal-i Ahdar'mış Yeşilay'ın.
http://tr.wikipedia.org/wiki/Ye%C5%9Filay 

Birkaç kaynakta Yeşilay'ın, IOGT denen evrensel organizasyonun Türkiye ayağı olduğunu okumuştum. Sonradan da araştırdım tam emin olmak için, evet Yeşilay gerçekten de IOGT denen şeye üye.

Ve galiba Allah yardım ediyo ehehe, Türkçe Vikipedi'de Yeşilay sayfasındayken, soldaki menüde İngilizce'yi seçerseniz, sizi IOGT sayfasına yönlendirdiğini farkettim.


İngilizce'yi seçtikten sonra IOGT sayfasına yönlendirileceksiniz:
http://en.wikipedia.org/wiki/International_Organisation_of_Good_Templars 

Şimdi bir bakalım ne ayakmış bu IOGT...

IOGT'un açılımı: International Organisation of Good Templars.

Templars??? Şovalyeler???

IOGT'un üyelik sertifikasına bir bakın:


"The IOGT originated as one of a number of fraternal organizations for temperance or total abstinence founded in the 19th century and with a structure modeled on Freemasonry, using similar ritual and regalia. "

"Alkollü içeceklere katı kurallarla karşı olan kardeşlik cemiyetlerinden biri olarak 19. yy’da kurulan IOGT, yapılanmasını masonluğu model alarak yapmış ve Masonlarla çok benzer ritüeller, ayinler ve kıyafetler (regalia) kullanmıştır."

Bu "şovalyelerin" vakfı var ya, MASONİK bir yapılanma. Alenen yazılıyor zaten. Nedir bu ciğerler?

Nedir bu canlar?

Yeşilay (Hilal-i Ahdar) kimlerin Türkiye'ye getirdiği bir kurum lan? Ve neden Atatürk'ün "alkol" sebebiyle vefat ettiği duyurulunca ortaya atılıyor bu Yeşilay propagandası? Ve neden Atatürk'e alkol sebepli siroz teşhisi, mason localarını kapattıktan birkaç yıl sonra koyuluyor?

Ne olum bu?

Buna bir izah var mı? Allah aşkına bir söyleyin la?

Hilal-i Ahdar cemiyetinin kurucularından biri de çok enteresan bir kişi: Said Nursi.

Siz de bi yerden çıkmayın zaten, bir şeyden de eksik kalın.

Ya olum...

Nesiniz siz ya?

Kimsiniz?

Neyse... Devam ediyorum;

GERÇEK 9: Atatürk 10 Kasım 1938'de vefat ediyor, ve adeta ışık hızıyla derhal 11 Kasım 1938'de İsmet İnönü cumhurbaşkanı seçiliyor...

GERÇEK 10: İsmet İnönü 10 yıl sonra mason localarını açıyor.

Böyle işte.

Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu, kimilerine göre siyonist mason, kimilerine göre millet aşığı devrimci Atatürk bu şekilde vefat ediyor.

Şimdi biraz da tarih konuşalım taşağını yediklerim. Yok öyle kuru sıkı Atatürk'e masondur, siyonisttir, bilmemnedir demek. Mason olabileceğine katılıyorum, zira Abdülhamit döneminde müthiş bir baskı ve sansür uygulanıyordu. İttihat Terakki'cilerin de çoğu masondu, zira mason localarında daha rahatlardı. Atatürk'ün de İttihat Terakki'ci olduğunu biliyoruz, fakat aktif bir üyesi olmadığını ve hatta onlarla özellikle sonradan hiç anlaşamadığını da biliyoruz.

Osmanlı'yı 1. Dünya Savaşı'na kim soktu? İttihat ve Terakki.

Atatürk'ün tavrı neydi? Kesinlikle savaşa karşıydı.

Masonların finanse ettiği Kızıl Devrim'e bir bakalım bi de. Marx da, Lenin de, Stalin de yahudi kökenlidir. Artık bilmeyen kaldı mı?

Lenin, Şubat Devrimi'nde çar devrildiğinde Rusya'da bile değildi. Eh tamam bu adam asker değil, fakat bir şeyleri farkediyor musunuz?

Kızıl Devrim tamamen bir mason icraatidir, Lenin'i de onlar finanse etmiştir. Lenin Alman masonlarının desteği ile parti kurup örgütlenmiştir.

Peki bizi kim finanse etti lan?

Atatürk'ü kim destekledi? Kimden para yardımı aldık biz?

Peki Lenin kaç savaş görmüş lan? Kaç savaşa katılmış bu Lenin? Atatürk'ün BİZZAT katıldığı ya da yönettiği savaşlar:

Trablusgarp savaşı: 29 Eylül 1911 
Balkan savaşları: 1912- 1913 
Çanakkale savaşı: 18 Mart 1915 
Arıburnu muharebeleri: 25 Nisan 1915 
Anafartlar: 25 Ağustos 1915 
Doğu cephesi: 3 Mart 1918 
Suriye Filistin cephesi: 31 Ekim 1918 
Birinci İnönü savaşı: 10 Ocak 1921 
Sakarya savaşı: 20 Ekim 1921 
Başkomutanlık meydan muharebesi: 4 Mart 1922

Olum, ajan olan biri bu kadar harp eder mi? Bu milletin başına birileri tarafından, bizi dinden kopartmak için kasıtlı olarak getirtilen birini cepheye bu kadar yollarlar mı? Lan hiç mi düşünmemişler ya cephede şehit olursa bu adam diye? Savaşı ne sanıyorsunuz olum siz? Kuru sıkı mı atıyorlar orda?

Sakarya Muhaberesi'nden önce Tekalif-i Milliye Emirleri'ni çıkarıyor Atatürk. Tekalif-i Milliye ne biliyor musun? Halktan eğer 2 çorabı varsa 1'ini orduya göndermesi isteniyor. Geri ödenmek üzere 2 kilo bulguru olanın 1 kilosunu orduya vermesi emrediliyor. Her ailenin 1 askeri giydirmesi isteniyor.

Bu şey, bir kanun olarak çıkartılıyor, kanun. Bi'tap, yoksul, ayağına giyecek çarığı yok lan ordunun, düşün ne haldeler.

Arkadaşım siz gavat mısınız da hem Atatürk'ün çok büyük bir siyonist çalışmanın ürünü olduğunu söyleyip, hem de bunları gözardı ediyorsunuz? Madem siyonist bir oyunun başrol oyuncusuydu Mustafa Kemal, lan neden finanse çıkılmadı bu adama hiç? Madem o kadar önemli bir plandı bu, adamlar işlerini şansa bırakırlar mı lan sence? Saf mısınız olum?

Binbir güçlüklerle Sovyetler'den aldığımız bir silah yardımı var, başka da bi bok yok. He o da yine Atatürk'ün sonunda ultimatoma kadar varan müthiş çabaları sonunda zar zor oluyor, her seferinde ekiyor bizi komünist kardeşlerimiz. Sovyetler de komünizme geçtikleri için, bizim emperyalist devletlere verdiğimiz mücadelede bizi destekliyor gibiler. Babalarının hayrına değil yani, İstanbul düşse Sovyetler de talan olacak ayrıca.

Şimdi elitist entel kardeşlerimiz hemen damlarlar "sen devrimci ulu önder Lenin hakkında nasıl böyle konuşursun yeeaa? shut your bloody fucking mouth yeeeaaa" deyu.

Ne biliyon la Lenin hakkında?

Nereden geldi olum o değirmenin suyu? Lenin üniversite yıllarında part-time Mcdonalds'ta çalışarak mı biriktirdi o paraları? Nereden sağladı o finansı be suratına sıçtığım cevap ver bana?

Komünist Rusya tamamen bir mason tezgâhıydı. Komünizm de emperyalizmin çıktığı fabrikadan çıkmıştır. Zaten bu adamlarda yöntem şudur: Tez: Kapitalizm + Antitez: Komünizm = Sentez: Küreselleşme. Günümüzde kapitalizmi yumuşatıp liberalizm, komünizmi de sosyalizm yaptılar, yersen...

Şimdi "Türkiye Cumhuriyeti siyonist bir projedir" diyenlerin penceresinden düşüneyim, empati kurayım diyorum... Lan elimde tam aynı dönemde cereyan etmiş başka bir siyonist devrim var; Kızıl Devrim. Şimdi ona bakıyorum, Avrupa'da partiler kuran, masonlarca finanse edilen ve yahudi olan, çar devrildiğinde dahi Avrupa'da olan bir Lenin var. Sonra Türk Devrimi'ne bakıyorum. Ordusunun başında, askerinin yanında onlarca harpe katılmış bir lider var; Atatürk. Parasızlıktan kırılan, mühimmatı geç ayağına giyecek ayakkabısı olmayan da bir ordusu var.

Lan bu nasıl siyonist proje?

Atatürk idealistti. Ne dindardı, ne din düşmanıydı. Halkın bağrından kopup gelmiş, yer yer yükselmek adına bazı kesimlerin suyuna gitmiş, deha bir siyasetçi ve mükemmel bir askerdi. Şahsi fikrim budur.

Peki Atatürk neden sadakat duruşuyla pozlar veriyordu, neden tek bir dünya devletinden bahsetti? Şu açıdan bakalım şimdi taşaksızlar ehehe... Atatürk Anadolu'yu nasıl organize etti? Hilafet ve saltanatı kurtaracaz diye... Başka türlü bir araya gelir miydi o halk, mümkünatı yok. "Sen benim atama iki yüzlü mü diyorsun!!!" diye parlayan "be hey dürzü milliyetçisi" arkadaşım, kapa çeneni. Atatürk o politikayı izlemeseydi şimdi nah tanıyor olurdun Atatürk diye birisini. Provokatiflik yapıp lafı götünden anlama, lapa lapa sıçarım suratına senin...

Şimdi iki resim arasındaki 7 farkı bulalım.



Anladın?

Atatürk ne zaman köprüyü geçene kadar ayıya dayı demediyse, ne zaman masonların kuyruğuna bastıysa, o zaman yani 3 sene sonra öldü(rüldü).

Şimdi Lozan'a bir bakalım mı taşağını emdiklerim?

Lozan'da bizi İsmet İnönü temsil etti biliyorsunuz, ve Türk Heyetinde çooook önemli bir kişi daha vardı. Her Türk bu adamı tanımalı, bilmeli...


Lozan'daki Türk heyetinde bulunan bu arkadaşı sizlere takdim edeyim; Hahambaşı Hayım Naum.

Size kısaca bu arkadaşı özet geçeyim. Lozan görüşmeleri bir ara tıkanır hale gelmişti, zira hala kapitülasyonların kalkmaması üzerinde direnen ve ısrarla Musul'u isteyen bir heyet vardı karşımızda. Bunun üzerine Atatürk, İsmet İnönü'ye Lozan'ı bırakıp Türkiye'ye dönün emri verir ve görüşmelere ara verilir (Tarih: 4 Şubat 1923) 

Atatürk bu sırada İstanbul ve İzmit'e yığınak yaptırır, her şeyi göze alan, yeniden savaşa bilenen bir Türkiye vardır.

Bu sırada Hayim Naum sürekli İngiliz temsilciler ile, özellikle yahudi meselesi hakkında görüşmektedtir. Görüşmeler iptal olma noktasında gelince Hayim Naum, İngiliz heyetinin lideri Lord Gurzon'a aklımda kalan şekliyle şunları söyler (cümleler ve kelimeler farklılık gösterebilir, hatrımda kalanı yazıyorum fakat anlam olarak aynıdır): "Siz savaşarak bunları alt edemediniz, edemezsiniz de. Siz Türklerin istiklalini tanıyın, ben size onların dinlerinden ve kültürlerinden kopacağını garanti ediyorum. Onları içlerinden biriyle vuralım". Mr Gurzon ikna olur ve kendi heyetine de durumu aynen böyle izah eder. Ve bunun sonucunda karşılıklı "bazı" tavizlerle Lozan imzalanır.

Türkiye Lozan'ı, hilafetin kaldırılması koşuluyla imzalamıştır ve bunun mimari YAHUDİLİKTİR. (Kaynaklar: "Büyükdoğu" 6 Ekim 1950 tarihli sayısı, "Son Osmanlı Hahambaşısının Mektupları" ve "Lozan Zafer mi Hezimet mi?")

Hayim Naum denen şahıs Atatürk ile de, İsmet İnönü ile de sürekli arasını iyi tutmuştur. Hatta iktidar kimdeyse (görünürde) hep ondan yana olmuştur. Ve masa üzerinde imzalanan Lozan'ın belki de en büyük mimarıdır. İngiliz lobisiyle sürekli temas halinde olmuş ve Rauf Bey de hatıratlarında Hayim Naum'in tavır ve faaliyetlerinden duyduğu rahatsızlığı sık sık dile getirmiştir.

Hayim Naum neden Lozan heyetindedir, İngilizlerle esas neler görüşmüştür? Bunlar bilinmiyor, İngilizler tarafından hala sır gibi saklanıyor.

Hayim Naum...

Unutmayın bu ismi. Bu adamı günah keçisi yerine de koymuyorum, öyle bir intiba uyandırmasın sizde, bu herif musibetin bizzat kendisidir...

Atatürk'ün hilafeti kaldırması bana kalırsa da isabetli bir karar olmuştur Türkiye'nin bekası açısından, fakat öte yandan masonlukla da tamamen uyuşuyor hilafetin kalkması. Yahudilik zaten orgazm olmuştur bu karara, ondan bahsetmeye gerek bile yok.

Şimdi Atatürk'ün hilafet ile ilgili söylediklerine bakalım canını yediklerim. Nutukta, hem de o tek bir dünya devletinden bahsettiği sayfalardan hemen sonra bunları demiştir Atatürk:

"...Müslüman toplumlar gelecekte herhangi bir gün kendi irade ve arzularını kullanacak bir güç ve özgürlüğe kavuşurlar ve o zaman lüzumlu ve yararlı görürlerse, çağın gereklerine uygun birtakım uyuşma ve birleşme noktaları bulabilirler.

...Birleşmiş olan İslâm devletleri bu meclisin başkanı tarafından temsil edilecektir derlerse ve isterlerse, işte o zaman, o birleşik İslâm devletine hilâfet ve ortak meclisin başkanlığına seçilecek zata da halife ünvanını verirler. 

Yoksa, herhangi bir İslâm devletinin, bir kişiye bütün İslâm dünyasının işlerini yönetme ve yürütme yetkisini vermesi akıl ve mantığın hiçbir zaman kabul edemeyeceği bir durumdur."

Siyonist ve İslam karşıtı olan bir insan, BÜTÜN MÜSLÜMANLARIN ORTAK KARARIYLA bir halife seçmesini ve bir çatı altında buluşmasını arzulayabilir mi? Ulan adam diyor ki; "Neden bütün İslam alemini ilgilendiren bir kararı biz tek başımıza veriyoruz? Tüm İslam devletlerinin bir araya gelerek karar verebileceği bir durumdur bu."

Bu tamamıyle anti-siyonist bir düşüncedir.

"Hacı işte tüm müslümanları birleştirmek istiyor, tek bir dünya devleti için bu"... Off ne yaptın çocuk? Her şeyi birbirine karıştırmışsın... Bu siyasi amaçlarla bir araya gelen Avrupa Birliği veya Nato değil ki...

Bak bu hataya çok düşüyorsunuz. Sapla samanı ayırt edin taşağını yediklerim, bundan önce 50 kere söyledim, bi 50 kere daha söylerim, yeter ki siz aradaki farkı idrak edin taşaksızlar. İyi dinleyin burayı. 

Kitlelerin hangi amaçla bir araya geldiği çok önemlidir. Hatırlayın, masonluğun en büyük engelinin "imparatorluklar" olduğunu ve bu sebeple Fransız Devrimi ile dünyaya bir milliyetçilik teranesi attıklarını söylemiştim. Bu milliyetçilik rüzgârıyla da Sırp'ıdır, Bulgar'ıdır, Yunan'ıdır hepsi ayrı eve çıkmak isteyen lise öğrencisi tribiyle devlet kurmak için ayaklanmaya başladı.

"Tek bir dünya devleti isteyenlerin, birçok milleti bir arada tutan imparatorluklara karşı olması saçma değil mi?"

Heh işte, dimi? Normalde imparatorlukların, masonların istediği şey olması gerekiyor dimi? Hayır hacım, hayır.

İmparatorluklar (başta Osmanlı ve Avusturya-Macaristan), bu milletleri "DİN" çatısı altında bir araya getiriyordu. Öne çıkan kavram dindi ve bu yüzden dinin bu bir araya getirici tutumu masonluğa ve siyonizme BÜYÜK bir engel teşkil ediyordu.

Sırf bu nedenle bu adamlar imparatorlukları yıktılar, Fransız Devrimi sırf bu yüzden teşkilatlandırıldı. 

Masonluğun ilk hedefi dinleri kaldırmaktır, ve bu sırada kullanacakları şey de "milliyetçilik" olacaktır. Dinleri insanlara "saçma ve gerici" fikirlermiş gibi pazarlayıp, dinin önemini kaybettirdikten sonraki politikaları ise bu sefer ne olacak biliyor musunuz? MİLLET KAVRAMINI KALDIRMAK.

Ahahaha, çok mu karıştı? Geçmedi mi süzgeçten?

Olay şudur abicim, bu adamların temel stratejisi: BÖL - PARÇALA - YÖNET

Önce milliyetçiliği kullan ve dinleri yok et. Sonra da milliyetçiliği yok et.

Şöför bahçıvana, bahçıvan uşağa, sonra hepsi uşağa...

İnsanlara KÜLTÜRLERİNİ kaybettir, kendilerini her şeyden önce DÜNYA VATANDAŞI olarak hissetsinler. Hissetsinler ki bu sebeple bir araya gelsinler ve bunu aydın bir görüş olarak benimsesinler. Benimsesinler ki hepsini tek bir merkezden, mutlak bir otorite ile yönetelim. Ve asla "din", "millet" ya da özetle "kültür" kavramları altında bir araya gelemesinler, bize zıtlık oluşturamasınlar...

Diyorsun ya bazen "madem bu adamlar bu kadar güçlü ve luciferian, öyleyse neden bizi yaşatıyolar ki yeeaa"... Hayim Naum'un politikası neydi hatırladın mı, "onları yok etmektense, kültürlerini kaybettirerek bize hizmet eder hale getirelim". Adamın politikası buydu ulan. Siyonizmin politikası bu... Senin dirin, ölünden daha çok işe yarıyor onlar için kuzum.

Anladın mı şimdi? 

Ve Atatürk'ün hala açılmamış bir vasiyeti vardır. Aytunç Altındal'a göre bu vasiyet hilafet ve Türk milletiyle ilgili olacaktır. Ve o kadar da mantıklı geliyor ki... Zira bu vasiyetten haberdar olan insanlar var. Adnan Menderes hilafetin geri geleceği imasında bulundu ve asıldı, neye güveniyordu dersiniz? Neyi biliyordu?

Ve üzerinden 50 sene geçtikten sonra, "henüz millet buna hazır değil" gerekçesiyle, Atatürk'ün bu vasiyetinin açılmasını engelleyenler kimler oldu biliyor musun? Canımız ciğerimiz KENAN EVREN ve TURGUT ÖZAL.

Ya oğlum... Var ya...

Atatürk de her şeyin farkındaydı, fakat milleti için yer yer nabza göre şerbet vermek zorundaydı. Vermediği anda da kalemini kırdılar zaten. İsmet İnönü'nün 89, Celal Bayar'ın 102 sene yaşadığı bu hayatı, Mustafa Kemal Atatürk'e 57 sene yaşattılar...

Ya...

Sana düşen ise şudur ulan, şudur, anla artık Allah rızası için..

"Bizi yanlış yola sevkeden soysuzlar bilirsiniz ki çok kere din perdesine bürünmüşler sâf ve temiz halkımızı hep din kuralları sözleriyle aldata gelmişlerdir. Tarihimizi okuyunuz dinleyiniz... Görürsünüz ki milleti mahveden esir eden harabeden fenalıklar hep din örtüsü altındaki küfür ve kötülükten gelmiştir. 1923 (Atatürk'ün S.D. II S. 127)"

Bu lafı eğer "din karşıtlığı"na yoruyorsan senin ta kafana sıçayım. Hayır, bunu dinci yobaza demiyorum kemalist, modern elitist sıradışı ve cool olan sensin ya, sana diyorum kemalist, sana... Atatürk dine değil, "din"i kullanarak insanları sömürenlere lanet ediyor. Bunu götünden anlama kemalist. Atatürk'ün orada bahsettiği "küfür", "ananı s*keyim" gibi bir küfür değil.

"Kafir", gerçeği örten demektir ve kafirin kökü "küfür"dür. Anladın mı küfür ne demek? Anladın mı Atan sana neyden kaçın diyor? Sapla samanı ayırt et eşşoğlueşşek, işine gelen şekilde yorumlama... Yobazlardan tiksinip dininden uzaklaşma... O dinci yobazların ne bu dünyada, ne ahirette yatacak yeri yok zaten, çünkü onlar sadece kendileri dinden uzaklaşmıyor, bilgisiz insanların da dinden uzaklaşmasına vesile oluyorlar. Bu sebeple onlardan büyük "kafir" yoktur zaten, merak etme sen.

Sen sadece kültüründen, inancından, milletinden uzaklaşma be olum. Sadece bu...

Eğer ben dinimizden, vatanımızdan, kültürümüzden kopmamamız gerektiğini savunduğum için şakirt ilan ediliyorsam bazı o. çocukları tarafından, evet ulan ben şakirtim. Şefesinizi s*keyim ki şakirtim. Belki şakirtler kabul etmez beni aralarına ehehe ama ben sizden değilim, orası kesin arkadaşım. Ben S*KİM S*KİM yüzeysel ve körü körüne edindiğim bilgiler ile bağlanmıyorum dinime de vatanıma da.

Atatürk'ü de sebeplerini bilerek seviyorum, dinime de sebeplerini bilerek inanıyorum. 

Sen buna dincilik, yobazlık diyorsun ya, ben gururla yobaz olurum. Seve seve dinci olurum.

Bu faşistlikse, seve seve de faşist olurum.

Senin gibi yaranmak istediği elit kesimin doğrularını sorgulamaksızın kabul eden ve savunan, boş beleş bir o. çocuğu olmaktansa, yobaz olurum, faşist olurum.

Ayrıca seni de mahvederim entel ekşici, kendi kültürüne bok atmak aydınlık değildir.

Ben de isterim şu dünyada cennetteymiş gibi, ülkelerin silahlanma ihtiyacı hissetmediği, sevgi yumağı oluşturduğu bir hayatı yaşamayı... Fakat GERÇEK bir dünyada yaşıyoruz. Realist olacaksın güzelim, gerçekçi olacaksın. Ve şerefsizlik yapmayacaksın.

1 milyon Ermeni ve 100 bin de Kürt öldürdüğümüzü söyleyen Orhan Pamuk, Nobel ödülü alıyorsa...

Terörist propagandası yapan Roj Tv, Nobel ödülüne aday gösteriliyorsa... 

Bir duracaksın, bir düşüneceksin. "Lan bana neyi güzel ve modernmiş gibi kakalamaya çalışıyorlar?" diye bir sorgulayacaksın. Ta insanlığını sikeyim senin eğer "elit" olacam diye kendi özüne bok atanların peşinden gidiyorsan.

Kültürüne "yobaz ve gelenekçi" gözüyle bakıp, dalyarakların felsefesini "çağdaş, aydın, modern bir dünya görüşü" olarak algılıyorsan, senin ta suratına sıçayım. Lapa lapa sıçayım hem de, lapa lapa...

Sana özellikle lanetler okuyorum ekşici. Cahil kalan, babadan gördüğünü yapan dinci yobazdan ümidim yok çünkü, o herifin dünyası zaten dapdar. Fakat sen cahil ve yobazların yaptığından iğrenerek kendi özünden uzaklaşmayacaksın. Eğitimli eşek olmak istemiyorsan, yapmayacaksın bunu.

"Hesapta" eğitimlisin ya, kültürlüsün ya, elit ve cool'sun ya, senden sırf bu yüzden ümidim var ekşici. O adam imkânsızlıklar yüzünden dar, sığ ve yobazca bir hayat yaşarken, sen imkânın olmasına rağmen kendini dar bir dünyaya hapsedersen, senin ağzına sıçarım ekşici. Bazı şeyler kafana girene kadar da sana lanetler okurum ekşici. Sen farkedebilirsin, ne kadar dalyarak da olsan, dönen bokları farkedebilirsin. Senden ümidim var o. çocuğu seni, hani canını çok yakan fakat aşık olduğun hatuna küfürler de etsen içten içe ona olan bağlılığından dolayı yıkılır, bitersin ya... Benimki de o hesap ekşici. Senin ta ağzına edeyim o özenti zihniyetinden dolayı, ama gönlüm senin eşeklikten adamlığa terfi etmenden yana ekşici.

Akıllı ol ekşici, akıllı.

Ama sen "ne yaparsam Selinsu bana verir" diye düşünerek konuşmaya devam et... 

Aferin ekşici, aferin...

Good boy.

Öperim çok gözlerinizden, TipAdam.

(Taslak kaynakları: Sayın Avar ve Micha. Adım atmamı sağlayan Sayın Avar'a ve bu yazı için alıntı yapabileceğim ürünler vermiş olan Micha'ya teşekkürlerimi sunuyorum. Fazlasıyla alıntı yapıldığını da eklemek isterim.) 

Anahtar Kelimeler: Atatürk nasıl öldü, Atatürk öldürüldü mü, Atatürk'ün ölümüne dair yazılar, Atatürk illuminati, Atatürk ile illuminati örgütü arasındaki bağlar, İsmet İnönü Atatürk'e tuzak mı kurdu, İsmet İnönü kaç yıl yaşadı, Atatürk kaç yıl yaşadı, Atatürk'ün ölümün sır perdesi, Batı, Batı oyunları, mason, masonlar, masonluk, siyonizm, lucifer, Atatürk mason muydu?
Mustafa Kemal Atatürk Neden ve Nasıl Öldürüldü?
  • Site Yorumları
  • Facebook Yorumları

24 yorum:

  1. İnşallah bütün türk gençleri yakında senin gibi düşünür Atatürk'ün nasıl bir müslüman olduğunu Rabbi'm ve bizler biliyoruz bunlar fetocu işte belli oldu. tc de fetocular yüzünden yobaz bi devlete dönüşecek. atatürkçü bi gençle nurcuyu yanyana getir atatürkçü daha kapalı duruyo kafayı kapatp g.tü başı açıyolar yazık size yazık :)))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu tarz sınıflandırmalar yapma sevgili Kaan. Sonucu herkese zararlı olan kutuplaşmaya dönüşür... İnsanlara saygı duymuyorsan da, bunu bu kadar çirkin bir şekilde ifade etmene gerek yok diye düşünüyorum. Ayrıca Atatürk'ün nasıl bir Müslüman olduğu veya olup olmadığı da kimseyi ilgilendirmez, yaradan ile kendi dışında pek tabi.

      Sil
  2. Sadece su soruların cevabını ver ataturkun cenazesınde neden dını hıcbırsey yok ve neden kurana gokten ındıgı sanılan kıtap dıyo neden kuran okunmasını yasaklıyor?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Atatürk'ün cenaze namazı yakınları tarafından kılınmıştır, günümüzdekiler gibi göstere göstere ibadet etmek İslam'ın hangi ilkesidir?

      Kur'an ''Semavi'' bir din olan İslam'ın kitabıdır. Semavi demek, ''Göğe ilişkin'' demektir. Müslümanlar da Kur'an ın indirildiğine inanırlar. Dolayısıyla gökten indiğini sanmaktadır ve öyle kabul etmektedirler. Sanmak sözcüğü, bir şeyin olmama ihtimalini göz önünde bulundurarak olmuş olduğuna inanmak anlamına gelmektedir. Kur'an'da Kur'an'ın Kadir Gecesi indirildiği yazmaktadır. Fakat gökten indirilip indirilmediği mevzusu 'sanı'lardan ve ortak kabullerden ibarettir.

      Hiçbir zaman Kur'an okunması yasaklanmamış, aksine Kur'an Türkçe'ye çevrilerek insanların anlaması sağlanmıştır. Umarım az biraz sorularının cevabını almış ve fikir sahibi olmuşsundur değerli dostum...

      Sil
    2. Verdıgın cevaplarda bıle mantık yok ben sana ne soruyorum sen bana ne cevap verıyosun konusmasında gokten ındıgı sanılan kıtap dıyo bunun semavıyle alakası yok konusma tarzından zaten kucumsedıgı bellı oluyo atatrukun geometrıyle alakasını anlatabılır mısın ?

      Sil
    3. Konuşma tarzı mı? Sanırsam Mustafa Kemal'i bu sözleri söylerken duydun da tarzı hakkında yorum yapabiliyorsun? Bu yazı senin gibi adamların okumaması gerektiğini de üstüne basa basa söyledim ama sen okumakla kalmamış bir de üstüne yorum üstüne yorum yazmışsın. Ne doğru düzgün ''Atatürk'' yazamıyorsun ne de karşındakini dinleye biliyorsun. Varsa yoksa çirkeflik, yazık vallahi...

      Sil
    4. Bu ilk video: http://www.youtube.com/watch?v=SyovQKUgQpU&feature=player_detailpage#t=129

      http://www.tbmm.gov.tr/tarihce/ataturk_konusma/5d3yy.htm al buda yazılı metni son 3 paragrafını okuyalıbilirsin.

      Sil
    5. Ee, ne var bunda? Tarzında bir farklılık göremiyorum ben hâlâ?
      Acaba kendi istediğin tarzda mı anlıyor ve anlamamızı bekliyorsun?

      Birine saldıracaksan da nitelikli düşünceler ile saldır lütfen. Bu konuda seninle daha fazla tartışmak istemiyorum; inanılmaz derecede ''at gözlüklerin'' ile bakıyorsun olaylara. Üzgünüm...

      Sil
    6. Evet sen gormek sıtedıgını goruyosun cunku o yuzden gormuyo olabılırsın sende savundugun kısıyı koru korune savunmasan ıyı olur bence ?

      Sil
    7. Yiğidi öldürüp hakkını yememek lazım.
      Ben Mustafa Kemal'i eleştiririm de. Ama böyle zırvalar ve saptırmalarla değil. Konuyu tamamıyla dağıtmaktasın şu an.

      Konuda baştan sona kadar objektif davrandım ve tüm gerçekleri en ince ayrıntısına kadar yazdım. Eksik yok fazla var belki de ama şu an sizin üslubunuz hiç hoş değil. Tekrar tekrar diyorum, körü körüne Atatürk karşıtlığı yapacak ve konuya öyle yazacak olan arkadaşlar; hiç durmasınlar direk siteden defolup gitsinler. Şurada düzgün bir tartışma ortamı oluşturmaya çalışıyoruz; kahvehane değil.

      Sil
  3. Mason liderlerin sıralamasinda hata var
    1.Stalin
    2.Marx
    3.Lenin olcak

    YanıtlaSil
  4. Şimdi...her şeyden önce şunu söyleyeceğim yaşım küçük olabilir (13 yaşındayım) ama inan bana okudukça daha iyi anlayabilecek bi yaştayım ve sitenizinde uzun zamandır takipçisiyim.çoğu büyüyğe göre kafam boş olduğu için bunları anlayabiliyorum sanırım.tamam bu roths'lar neredeyse dünyanın kurulmasına öncülük etmiş olabilir ama bize anlatılan kısımda atatürkten basit bi rum aileden geldiği o zamanki her aile gibi mektebe ilkokula gittiği söylendi.Ki bu nasıl yanlış olabilir ki?eğer bir millet atasını tanımazsa nası millet olabilir ki?yönünü kaybeden ceylana dönersin ki bu hiç iyi bi şey değil inanın!!!eğer bana gerçek öğretilmezse ben napabilirim ki?sana bile inanamayabilirim .ünkü internettesin yani senin ne olduğunu bilmeden bu bilgilere nası inanabilirim ki?yeterli kanıtlar sunmuş olabilirsin ama sende bu işlerin içinde olup ONLAR tarafından görevlendirilmiş olabilirsin değil mi?bir şeylerin bilinmesi için görevlendirilmiş olabilirsin...ayrıca buna önyargı desende demesende umurumda değil!!!bence sen çokda büyük olamazsın...çünkü ne 80 nede 70 kuşağı bu tarz sözcükleri bilebilir...sen ancak 90 kuşağı olabilirsin ama hiçbir 90 kuşağı da bu işin içine girecek çalışkanlığı kendinde bulamaz.adım kadar eminim.Demek ki bu işlerle gerçekten bi ilgin olduğunu gösterir.sen bu işin içindesin...hemde en diplerindesin...görülemeyecek kadar dipte...bunu anlamak o kadarda zor değil...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Atatürk, Rum bir aileden geliyormuş. ''Vay be'' diyorum yalnızca. Öyle bir şey söz konusu bile değil ama hadi oldu diyelim, sana ne? Bize ne be dostum? Atatürk; Türk milletinden olmak için kan şartı değil, kültür şartı aranacağını bas bas belirtmiş bir adam. Çünkü ''Türk''ü bir ırk sanan cahiller sürüsünden değil.

      Diğer eleştirilerin ise cevap arayan nitelikte değil. O yüzden yanıt verme gereği hissetmiyorum. Bu yaşta böyle arayışlar içine girmen ve bolca araştırma yapman çok hoş ama ''önyargı'' olayını bu kadar abartmamanı öneririm; biraz daha geniş açıdan bakmalısın olaylara.

      Sil
  5. Devrin koşullarına bu kadar hakim olan ve komünizm vaatleriyle Rusya'dan yardim alabilen, devrin padisahindan bütün yetkileri almak için renk degistirebilen şimdi saymakla bitmeyecek özellikleri olan.... üstün yeteneklerle donatılmış bir deha Cumhuriyet sonrası islerine gelmediği için bazı 'taraflar' tarafindan oldurulecegini nasıl on gorememistir ? Ve bu taraflar neden bu kadar beklemistir ?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Devrin koşullarına nasıl bu derece uyduğunu düşünüyorsun acaba? Yada Rusya gibi bir devden nasıl yardım alabilme şerefine erişebilmiş? Bunları üstün yeteneklere sahip bir deha bile tek başına yapabilir miydi sence? Yani gerçekten hiç birinin planlı bir şekilde gerçekleştiğini düşünmedin mi? Evet fazla soru sordum belki sana ama devamı da gelecek, uzun bir cevap olacak bu maalesef. Sabredip okuyabilirsin umarım...

      Devrin padişahından bütün yetkileri almak isteyen ve bunun için renkten renge giren demişsin mesela; bundan daha doğal bir şey olabilir mi sence? Ülkenin kurtarılmasında, kaybolan değerlerin gün yüzüne çıkmasında 1 kişi başrol oynamalıydı ve bunu Mustafa Kemal Atatürk üstlendi. Peki ya nasıl? Tek başına mı yaptı onca şeyi, gerçekten buna inanıyor musunuz? Pek tabi bunun için onlarca anlaşma yaptı, bir çok farklı iş yürüttü. Mesela bazı kesimler Atatürk'ün dininin olmadığını, onun bir çeşit agnostik ya da deist olduğunu iddia etmiştir. Malum bilim adamlarının %90'ı bu şekilde anılmaktadır ki bu da Atatürk'e bazı durumlardan dolayı yakıştırılmıştır. (Bakınız yabancı bir
      gazeteciye verdiği mülakata)

      Bana göre, Atatürk dinini elbette seviyordu ama yazımda da belirttiğim gibi dini kullanıp insanların neler yaptıklarını, yapabileceklerini gördüğü için artık bundan kurtulmak istiyordu. Malum, o bahsettiğin devrin padişahları dahi halkı ve ülkeyi bu şekilde sömürebiliyordu. Her şeyin illaki yeri ve zamanı vardı ve doğru zamanda da bunu kullanmasını bildi.

      Hep derler ya bir kaç tane Atatürk var;
      Çanakkale savaşında, Kurtuluş savaşında ve Cumhuriyet sonrası Atatürk. İşte bu boşuna söylenmemektedir, her şeyin belli başlı bir kuralı vardır; özellikle de din konusunda.

      Yazıda bir cümlem vardı hatırlarsan;
      Kimseye köprüyü geçmeden dayı dememiştir. O amacına ulaşmak için işbirliği bile yapmıştır diye. Evet bak tüm söylemlerim burada da haklılığını arttırıyor. Gereken kişilerle -belli başlı örgütlerde diyebiliriz- zamanı geldikçe gereken işbirlikleri yapıldı, ancak hedefe ulaşıldıktan sonra; milleti uğruna tüm hepsiyle anlaşmalar sonlandırıldı. Bunun hayatını riske atmak olduğunu bile bile.. İsmet İnönü ise tam tersi, ona da zaman gelecek ileride, gerekenleri başka bir yazımda onun içinde yazıya dökeceğim. (Bakınız: Robert Freuv)

      Kişisel kanaatim odur ki Atatürk önceleri batıdaki Yahudi desteğini sağlamak için İslam karşıtı görünmüş hatta biraz da olsa asmış, kesmiş. Daha sonra dinin birleştirici özelliğinden faydalanmak için İslam adına övücü sözler de etmiştir ki (dini ne olursa olsun, kimsenin konuşmaya hakkı yoktur; bu konuda asla kesin yorumlar yapmam) açıklanmayan vasiyeti Turgut Özal ve Kenan Evren; milletimiz henüz hazır değil diyerek halktan gizlemişlerdir. Bilmem anlatabildim mi? Her şeyin belli başlı kuralları vardır ve hiç kimse asla sonunu ''istediği şekilde'' ayarlayamaz. Mustafa Kemal Atatürk'te, üstüne düşen tüm görevleri 'kendince' tamamladı ve malum kişilerce de maalesef sonunu hazırladı...

      Sil
  6. Devrin koşullarına uygun olduğunu düşünüyorum bknz : Emre Kongar Türk Devrim Tarihi. Dünya üzerinde gerçekleşen bir çok devrim olduğu malumunuz. Devrim kosullari arasında halkin hazirbulunusluk düzeyi lideri vasiflari oldukça onemlidir. Atatürk öyle bir deha ve okuyucudur ki Türk milletine en uygun devrimi layikiyla yerine getirmiştir. Jack london Demir Okceye bakiniz ornegin.Sorumda fark edemediğiniz asil noktayı kaçırmış bulunuyorsunuz. Yani asil soruyu.Açıklayayım. Bilindiği üzere Çarlık Rusya yikilmasiyla komünizm gibi yeni bi akım yanibasimizdayken o zamanin Rusyasi icin yani başında bi komünizm devletinim olmasi inanilmaz bir kazançti.Bu yüzden Atatürk bunu zekice kullandi. Hatta Beyaz Ruslardan türban ve kapanmaya dair bile yardımlar aldi.bknz :Halide Edip Adıvar Sinekli Bakkal. Burda da Atatürk un nasil Rusya yi kullandigina deginmis bulunuyorum. Ayrıca renkten renge bürünme diye söz ettigim konuyu Atatürk Nutuk da cok güzel aciklamistir bu da onun dehasinin kanitir. Benim sorum suydu. Böyle bir deha elbette bir cok ülkeyi,akimi kullanmis hatta halkini bile halkinin iyiligi icin kandirmistir. Neden öldürüldüğü konusunda ısrarcısiniz bayim ? Böyle bir deha gunahiyla sevabiyla vadesi dolup ölemez mi ? Neden ölümüne bi gizem katma pesindeyiz.. ayrica 'tanrisallastirmayalim' Atatürk u. O da bi insan di. Saygilar

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Öncelikle, benim size verdiğim cevaba yazarken; kendi yorumunuzun altındaki ''yanıtla'' butonuna basarsanız, ayrı bir konuşmaymış gibi değil de; o konuşmanın devamı şeklinde, tartışmamıza devam edebiliriz. Karışıklık ya da kopukluk olmaması açısından belirtmek istedim.

      Dünya üzerinde birçok devrim olduğu aşikar ve tüm bunları kullanmak da Atatürk gibi bir deha için oldukça kolay olmuştur. Ancak şunu ısrarla kaçırmaktasınız; Atatürk bunların hiç birini tek başına yapmadı ve yapamazdı da zaten. Koskoca bir İmparatorluğun yıkılıp, yerine onlarca aç kurdun arasından bambaşka bir Cumhuriyet'in yaratılması söz konusu. Tüm bunlar, gerekli bazı planlamalarla gerçekleşti ve bu planlamalar (anlaşma-işbirlikleri) asla küçümsenecek durumlar değildi. Tarih bilginizin, kültür seviyenizin ve araştırma sezinizin oldukça yüksek olduğunu görüyor ve düşünüyorum; durum böyleyken bu konulara daha da eğilmenizi öneririm. Hiçbir şey asla ''tesadüf'' değildir, özellikle de bu denli tarihi konularda!

      Atatürk, sizin de söylediğiniz gibi Rusya dahil birçok ülkeyi istediği şekilde kullanmıştır; kullanamasaydı, şu an böyle bir ülkeye sahip olabileceğimizi zaten düşünmemekteyim. Ama asıl olayda orada patlak veriyor; ''o uç ülkeleri'' kullandı ki, sonrasında tüm bunların oluşmasına zemin hazırladı. Kendisi de her şeyin farkındaydı. Anlayın lütfen artık bunu.

      Allah aşkına, Atatürk'ün vasiyeti neden hala gizleniyor; bana bunun açıklamasını yapabilir misiniz? Ne demek buna milletimiz henüz hazır değil. Neden, ne yazıyor ki acaba orada? Gizlenen daha ne çok bilgi var sizce? İsmet İnönü'nün Atatürk'ten 30 yıl daha fazla yaşaması, sizce tesadüf müdür? Eğer bizlerin bu ölüme gizem katma peşinde olduğumuzu ''ciddi ciddi'' düşünüyorsanız; o NUTUK 'u lütfen tekrar okuyun ve araştırmalarınıza da devam edin. Onlarca savaşa katılan, onlarca şehir-ülke gezen ve onlarca kaosun içinden çıkabilen bir insan; asla gencecik yaşında eceliyle ölemez. Hiç kimse de kusura bakmasın, buna sadece gülerim!

      Saygılar...

      Sil
    2. Kompleks bi durumdan söz ediyoruz. Bilgi edindigimiz kaynaklarin ne denli yanli olabileceginden ve bi amaca hizmet ettiğinden bahsetmeme gerek yok, malumunuz illa ki. Bu ülkede savaş sonrası bir zafer kazanildi. O zafer sonrasi bir devrim gerçekleşti. Devrime göz yuman da,destekleyen de ..hepsi. siyasi,ekonomik, stratejik hatta psikolojik bi cok etkenin söz konusu olduğu bir ortamda gerçekleşti var oldu. Bir çok çıkar catismasi söz konusu da olabilecek bi kaos ortamı hatta. Bazen olayin özünü anlamamamiz için oynamamiz icin elimize verilen oyuncaga fazla takilip kaliyoruz. Asıl meseleden uzaklaşıp dış güçlerin ve ic güçlerin biz oyuncağı haline geliyoruz. Bazi gercekleri bilmek veya bilmemek. .. hepsi birer bahane. Su an bu konuyu konusurken bile düşünüyorum.. asil meselemiz nedir ? Tavsiyeniz üzerine bu konuda araştırma yapacagim. Olmeseydi neler yapabilirdi, bi on yil daha yasasa neler yapabilirdi kim bilir diye arzularimiz hep oldu. Bu fikir bile öldürüldü düşüncesine sevk edebilir bizi. Ancak bahsettiginiz akımlar ve yönlendiricileri bu işi bu kadar geç bitirmezlerdi. Bazen doğru zamanda doğru donanımlarla doğru riskleri alip inançla yaklaşmak bir lideri ve halki özgürlüğe götürebilir. Illa bi derin güce mi ihtiyaç vardir ? Hindistan da Küba da ayni tezinizin gecerli olmasi lazim aksi durumda. Oysa devrimler,liderler belli özelliklere göre siniflandirilmis ve ayristirilmistir. Olaya bu açıdan bakmakta fayda vardir.
      Tekke ve Zaviyelerin kapatilmasina dair bir yazinizi da okumak isterim.
      Yanitla butonuna söylediğiniz gibi tıkladım bayim. Umarim yanıtla'yabilmisimdir.
      Saygilar.

      Sil
    3. Oldukça açıklayıcı ve bilgi gerektiren bu güzel yorumlarınız için ayrıca teşekkür etmek isterim size, umarım tüm ziyaretçilerimiz sizin kadar olaylara yakından ve objektif olarak bakmayı başarabilir. Sizin öyle yaptığınızı düşünüyorum ve yakın zamanda da Tekke ve Zaviyelerin kapatılmasına dair güzel bir yazı yazacağımın sözünü veriyorum.

      Daha birçok konuda bu tarz ''tatlı'' tartışmalar yaşayacağımızı ümit ediyorum, bizi takipte kalın lütfen.

      Sil
  7. Görkem Başak11 Temmuz 2014 20:12

    Cok mantikli bir yazi cidden helal olsun sürekli takip ediyorum saçma salak herhangi bir durum hic görmedim. Ellerinize saglik!

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Güzel yorumunuz için çok teşekkür ederim. Yazıların devamı korkusuzca, istikrarlı bir şekilde gelmeye devam edecektir; bundan asla şüpheniz olmasın.

      Sil
  8. Can abi yazılarini severek okuyorum fakat bu yazının başlığını görünce biraz şaşırdım ve okusammi okumasammi kararsız kaldim. Bu zamana kadar Atamızi sirozdan öldü bilirdik, bize gerçeği mi söylemediler yoksa senin yazın mı yanlış bilmiyorum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Öncelikle bu hoş yorumundan ötürü ayrıca teşekkür etmek istiyorum Umutcan kardeşim. Bilgimiz, araştırmalarımız ve meraklarımız doğrultusunda böyle yazılar oluşturuyor; devamında da büyük bir heyecan ile sizlerle buluşturuyoruz. En azından şahsen öyle düşünüyorum kii kendi yazım hakkında eleştirel bir yorum yapmam pek doğru olmaz diye düşünüyorum.

      Mustafa Kemal Atatürk'ü, sadece okuldan öğrendiğin şekilde bilmemen için yazıyorum bu yazıları ki orada öğrendiklerin sadece %5'i diyebilirim. Hayatının her anında araştırmanı ve her konuya da kuşkuyla yaklaşmanı öneririm. Artık o sorunun cevabını da 'kendine' sen vereceksin unutma...

      Sil
  9. igein_h_yizevbekhai@admin.in.th: Eger ilgileniyorsaniz, bu e-posta adresinden bizimle irtibata iseniz merhaba sizin tüm kisisel is için kredi ararken, biz,% 3 faiz oraniyla kredi vermek. Belgeniz ok cevap veren herhangi bir gecikme olmaksizin derhal sizden aldigimiz be kez kredi biz bir hafta önce size transfer edilecek. Artik kredi basvurusunda, acil promosyon ok var.

    YanıtlaSil

Yorum yaparken dikkat edilmesi gerekenler;

1. Türkçe yazım ve dilbilgisi kurallarına uyunuz.
2. Hakaret içeren yorumlarda bulunmayınız.
3. Yorumlarınızın konu ile alakalı olmasına çalışınız.
4. Yorumlarınızda yasa dışı hiçbir bağlantı linki vermeyiniz.
5. Yorum Formunu doldurduktan sonra Profil Seç -> ADI/URL bölümünden isminizi yazıp yorum yaparsanız size karşı bir hitap şeklimiz olur.
6. Kurallara uymayan yorumlar silinmektedir...

Top