Tipadam Dizi ve Film Yorumları

IMDb 7 Üzeri Filmler
8 Ekim 2014 Çarşamba

Yeni Osmanlı mı Yoksa Yeni Türkiye mi? AKP ve Cemaat Ayrımı..

Uzun bir aradan sonra tekrar merhaba saygı değer TipAdam takipçileri...

Yeni bir ''dehşet verici'' yazımla daha sizlerleyim. Bu sefer önceki ''Örgütlere ait özel yazılar'' kategorisindeki yazılarım kadar uzun bir yazı sizleri beklemiyor, gerçi örgütlerden çok siyasete burnumu sokmaya çalışacağım da bir gerçek ama olsun; merakı olan ve olaylara bir de şu pencereden bakayım diyenler için oldukça tatlı bir yazı şu an klavyemden dökülmeye başlamış durumda diyebilirim.


Ara sıra saçma salak Türkiye haritaları yayınlanır ve bu haritalar bizlerin kara kara düşünmesine neden olur, bilirsiniz. Neden bu derece düşüncelere kapıldığımızı da hiç düşünmedik öyle değil mi? Malum, başımızdakiler sağolsun; düşünecek onlarca dert sunmaktalar bizlere. Genelde bu tarz haritalar Türkiye'nin Güneydoğusunda Kürt devleti, Doğusunda Ermeni devleti ya da Güneyinde Işid tarafından ayrı bir devlet (Hatay'ı vs. kapsayan) kurulmuş olur; gözünüzün önüne geldi dimi o gerzek haritalar? Ama duuur, bu sefer ki biraz daha farklı. Olaya şimdi çok başka yerlerden bakmanızı sağlayacağım!

Stratfor, 1996'da Yahudi istihbaratçı George Friedman tarafından kurulan bir istihbarat birimidir. Stratfor aynı zamanda "Gölge CIA" olarak da bilinir ki bu tanımlama Stratfor'un ne olduğunu anlamanıza az çok yardımcı olmuştur. Stratfor'un kurucusu Friedman, 2009 yılında "Gelecekteki 100 yıl" adında bir kitap yayınlar. Bu kitapta, Türkiye'nin 2050 yılındaki haritasının şu olacağını öngörür kendileri:

Bizim alışık olduğumuzun aksine bu sefer bölünmüş bir Türkiye haritası yayınlamamıştır CIA. Adeta eski Osmanlı topraklarına hüküm süren, ortalığın amına koyan bir Türkiye vardır Friedman'ın kafasında (acaba?). Haritanın altında "etki alanı" yazıyor oluşu da sizi yanıltmasın, bu tıpkı Osmanlı gibi eyaletlerden oluşan bir Türkiye haritasıdır Friedman'a göre. Zira aynı kitapta Friedman, Türkiye'nin gelecekte dünyanın önde gelen devletlerinden biri olacağını sık sık vurgular.

Bu haritayı ve bilgiyi aklınızda tutun TipAdam okurları. Şimdi aynı Stratfor'un 23 Ağustos 2010'da yayınladığı "İslam, Sekülerizm ve Türkiye'nin Geleceği için Mücadele" adlı özel rapordan (1) bir kesit göstereğim size. Altına özet gibi bir çeviri de ekleyeceğim, onu çok dikkatli okuyun zira parçaları birleştirip delillerle geleceğim, ben adamın anasını belgelerle öperim; boşa konuşmam arkadaş!


Özetle şunlar anlatılır özel raporun bu kısmında: "Gülen hareketinin uluslararası bağları AKP'nin dış politikası için doğal bir tamamlayıcıdır. AKP takipçileri Osmanlı'nın geçmişini benimsedikleri gibi, Osmanlıcı yayılmacı politikaları da benimserler. Ahmet Davutoğlu ve AKP'ye göre Türkiye'nin potansiyeli yüksektir fakat emperyalist bir imaj oluşturmaması için "Yeni Osmanlıcılık" terimini pek dile getirmezler. Fakat yine de Türkiye'nin dış politikası, Osmanlı'nın etki alanlarına geri dönüşten başka bir şey değildir".

Stratfor burada açıkça AKP'nin yeni osmanlıcı bir politika güttüğünü, fakat bunu o yıllarda dışarıda açık seçik dile getirmediğini söyler. Stratfor'un analizi kesinlikle doğrudur, şimdi gel benimle.

2009 yılında Ahmet Davutoğlu (Yeni Cumhurbaşkanımız olur kendileri) Libya gezisine çıkar ve "Ben yeni osmanlıcı değilim" der. Haber Today's Zaman'da (2) yayınlanır:


Bunun üzerine bir WikiLeaks belgesinde (3) görürüz ki, Stratfor ajanlarından Reva Bhalla, istihbarat içi mail'leşmelerde şu anlama gelen soruyu sorar ekip arkadaşlarına: "Neden AKP zaten yeni Osmanlıcı bir politika izliyorken, Davutoğlu bunu açık seçik dile getirmiyor? Sahiden kötü bir imaj yaratmasından mı çekiniyorlar?"


Reva hanım kızımıza cevabı veren kişiyi tanıyın şimdi de: Stratfor ajanlarından Amerikancı Türk'ümüz "Emre Doğru" konuya daha hakimdir, Emre'nin cevabı özetle şu olur: "Bu terimin kullanılması doğru değil, ürkütmeyin tazeleri".


Amerikancı Türklerimiz çoktur bizim, kendilerini okullarda akademisyen olarak, gazetelerde yazar olarak, televizyonlarda "bilirkişi" veya "ezber bozan" olarak sıklıkla görürsünüz. Emre Doğru gibi diğer bir Amerika sevdalımız ise Soner Çağaptay'dır. Soner'in, Amerika'nın Ortadoğu ilişkileri hakkında yayınlar yapan Washington Enstitüsü'nde 2009'da yayınlanan makalesinin (4) başlığı şudur: "AKP'nin dış politikası: Yeni Osmanlıcılık yanlış kullanılan bir isim".


Şimdi sizlere Soner'in Yeni Osmanlıcılık isminin yanlış kullanıldığını söylediği fakat Yeni Osmanlıcılığı övdüğü makalesinden bir kesit vereceğim, yine altta çeviri mahiyetinde özet var, onu okuyun:


Soner, 2009 tarihli bu yazısında AKP'nin dış politikası için Yeni Osmanlıcılık yerine "Ekono-İslamik" adında bir kelime uydurur ve AKP'nin bu Ekono-İslamik politikasının sadece İran, Suriye, Rusya, Hamas ve Hizbullah'la iyi ilişkiler kurmakla kalmadığını, aynı zamanda ABD, AB ve İsrail'in çıkarlarıyla örtüştüğünü de yazar.

Sevgili Soner, 2009'da iyi ilişkiler kuracağını söylediğin AKP, o saydığın ülkelerin hepsiyle düşman olmuştur. Fakat cümlenin ikinci kısmında haklısın. AKP'nin dış politikası ABD, AB ve İsrail'in çıkarlarıyla gerçekten de örtüşmektedir.

Ayrıca şu ana kadar size gösterdiğim tüm yazı ve yayınların birbiriyle olan tutarlılığına da dikkat edin.

Neyse, bir başka Amerikancı Türkümüzü tanıyalım: Ömer Taşpınar. Kendisi Brookings Enstitüsü Türkiye Araştırmaları bölümü başkanıdır, Sabah gibi, Today's Zaman gibi gazetelerde yazıları, Amerikanın Sesi adlı ne olduğu isminden belli sayfada ise röportajları cirit atar. Ömer Taşpınar'ın 11 Temmuz 2011'de Sabah'ta yayınlanan yazısı (5) yine Yeni Osmanlıcılık hakkındadır, kendisi bol bol yağlar ve över Yeni Osmanlıcılığı. Şimdi lütfen çerçeve içine aldığım kısmı okuyun, bu sefer Türkçe:


Şekil A'da görüldüğü üzere bütün Amerikancı yazarlarımız ve Stratfor, avaz avaz bağırmıştır "Yeni Osmanlı olun, süpersiniz, haydi aslanlarım" şeklinde.

Şimdi Tayyip Erdoğan için neden "Son Osmanlı padişahı" dendiğini veya "Dünya lideri" dendiğini veya "halife" dendiğini daha iyi anlıyorsunuzdur sanırım.

Fuatavni her ne kadar bir cemaat tetikçisi de olsa verdiği bilgiler arasında benim için en değerli olanı şuydu: Erdoğan'ın danışmanları onu "halife" olduğuna inandırmıştı. Erdoğan'ın Ortadoğu ziyaretlerinde parayla kalabalık tutar, "Tayyip Erdoğan" yazılı pankartlar açtırır, hatta bazı ailelere para vererek çocuklarının isimlerini "Recep Tayyip" koymalarını sağlarlardı.

Şimdi Tayyip'in Mısır ve Suriye ile neden bu kadar ilgilendiğini daha iyi anlamışsınızdır umarım. Ve hatta aynı Tayyip Erdoğan'ın Mısır ve Suriye hakkında bu kadar atıp tutarken, Kırım hakkında meydanlarda neden tek kelime etmediğini de anlamışsınızdır sanırım. Zira kendisi Ortadoğu'nun son padişahı ve halifesi rolüne inandırılmıştı. Esma için dökülen gözyaşları yalnızca bir dış politika oyunuydu, üzgünüm sevgili Rabia'cı dostlar ama hakikat budur.

Stratfor'un çizdiği bu "Güçlü, süper, 10 kaplan gücünde Türkiye" imajı ve yayınladığı harita, tamamen bir yemden ibarettir. Aynı zamanda "Yeni Osmanlıcı, bağımsız ve güçlü YENİ Türkiye" propagandası yapan yazarlarımızın söylemleri de sadece bir yemden ibarettir. Hatta yine pek sevgili Ömer Taşpınar, "Osmanlı gibi güçlü Türkiye" imajının yem olmadığını, gerçek bir amaç olduğunu, Amerikanın Sesi adlı sayfadaki röportajında (6) şöyle dillendirir, lütfen okuyun, Türkçe:


Ehehehe. Yapma ya Ömer? Biz komplo teoricisi, sen ise gelişen Türkiye'nin biricik savaşçısısın öyle mi? Hoş gerçi, bu sikimsonik dünyada David Rockefeller veya Reza Zarrab hayırsever olabiliyor, sen de haklısın.

Bak dayı, yazılarımı az çok okuduysan benim Müslüman ve milliyetçi bir adam olduğumu anlamışsındır zaten. Bu yüzden de faşist oluruz, gerici oluruz, çok da sikime. Ben güçlü bir Türkiye'yi elbette isterim, fakat "cin olmadan adam çarpmak" diye de bir deyim vardır. Zira cesur olmak cahil için çok kolaydır. İçi boş, sırf gaz dolu söylemler bir yana, tüm üretim alanları özelleştirme adı altında peşkeş çekilmiş bir ülkeyle süper güç falan olamazsın. İki, iki daha dört eder.

"Yeni Osmanlı olacaz, ABD bunu istiyor işte" diye düşünen varsa eğer aranızda, bir hatırlatmada bulunayım sevgili kaynatasızlar. 1959'da ABD başkanı Eisenhower Türkiye'ye ziyarette bulunmuştur. Tüm Türk medyası ağız birliği etmişçesine ABD başkanı Eisenhower'a methiyeler düzmüştür, alttaki fotoğraf 1959'da Ankara'da çekilmiştir:


"Ike", Eisenhower'ın lakabıdır ve Ankara sokaklarına ziyareti esnasında "WE LIKE IKE" (Ike'ı seviyoruz) posterleri asılmıştır.

Bununla beraber çok sevgilimiz, kıymetlimiz olan Ike, Avrupa Birliği'nin o zamanki muadili olan Avrupa Ekonomik Topluluğunu kastederek "Türkiye'nin adaylığı müzakerelere açılmalıdır" demiştir. Tüm Türkiye'de Eisenhower sevgisi ve adaylık müjdesinin coşkusu vardır.

Sonrasını ise yine biliyoruz.

Sadece 1 yıl sonra Adnan Menderes darbeyle indirilmiş, 2 sene sonra idam edilmiştir. AB adaylığı mı? O konuya hiç girmeyelim.

Bush'undan Obama'sına her Türkiye'ye gelen ABD başkanı bize aynı şeyi söylemiştir: "AB'ye gireceksiniz laa".

Bir zamanlar Milletler Cemiyetine dahi özel davetle katılan Türkiye Cumhuriyeti'nin yıllardır hali budur işte. 

Şaşırmaya gerek yok, son kullanım tarihi dolan her liderin ipi çekilir.

Küresel güce ve vaadlere kanarak başa gelen her liderin sonu aynı olmuştur. İktidarda kalabilmek uğruna dini ve milli duyguları sömürmüş, halkı kutuplara ayırıp felakete sürüklemekten çekinmemişlerdir. 17 Mayıs 2013'te Tayyip Erdoğan, ABD gezisine çıktığında Emine Erdoğan'ın eline tutuşturulan kitap, akıbetlerinin ne olacağını özetler niteliktedir.


Diktatörlüğün psikolojisi diyebiliriz buna. Ne demek istediğimi anlayan anladı.

Devamı çok yakında gelecek...

Herkese selamlar.

Kullandığımız Kaynaklar: 

1. Stratfor, Special Report: Islam, Secularism and the Battle for Turkey's Future: http://www.brighteningglance.org/islam-secularism-and-the-battle-for-turkeyrsquos-future.html

2. Today's Zaman, 25 Kasım 2009, http://www.todayszaman.com/news-193944-i-am-not-a-neo-ottoman-davutoglu-says.html

3. WikiLeaks belgesi, ahanda bu: https://wikileaks.org/gifiles/docs/11/1117389_re-mesa-davutoglu-in-tripoli-.html

4. Soner Çağaptay, AKP's Foreign Policy: The misnomer of Neo-Ottomanism: http://www.washingtoninstitute.org/policy-analysis/view/the-akps-foreign-policy-the-misnomer-of-neo-ottomanism

5. Ömer Taşpınar, Yeni Osmanlılık ve Kürt Meselesi: http://www.sabah.com.tr/Yazarlar/taspinar/2011/07/11/yeni-osmanlilik-ve-kurt-meselesi

6. Ömer Taşpınar'ın Amerikanın Sesi'ndeki söylemleri: http://www.amerikaninsesi.com/content/omer-taspinar-abd-turkiye-deki-soylemlerden-rahatsiz/1827136.html

Anahtar Kelimeler: Yeni Türkiye ile Osmanlı arasındaki farklar, Ahmet Davutoğlu hakkında bilinmeyenler, Fuatavni hakkında bilinmeyenler, Cemaat ile AKP ilişkisi, Cemaat ile RTE ilişkisi, Yeni Türkiye oluşumu hakkında bilgiler, Türkiye'yi kapsayan tüm gizli haritalar, Işid örgütünün amacı ve Türkiye haritası
Yeni Osmanlı mı Yoksa Yeni Türkiye mi? AKP ve Cemaat Ayrımı..
  • Yorum Yap
  • Facebook ile Yorum Yap

0 yorum:

Yorum Gönder

Yorum yaparken dikkat edilmesi gerekenler;

1. Türkçe yazım ve dilbilgisi kurallarına uyunuz.
2. Hakaret içeren yorumlarda bulunmayınız.
3. Yorumlarınızın konu ile alakalı olmasına çalışınız.
4. Yorumlarınızda yasa dışı hiçbir bağlantı linki vermeyiniz.
5. Yorum Formunu doldurduktan sonra Profil Seç -> ADI/URL bölümünden isminizi yazıp yorum yaparsanız size karşı bir hitap şeklimiz olur.
6. Kurallara uymayan yorumlar silinmektedir...

Top