Tipadam Dizi ve Film Yorumları

IMDb 7 Üzeri Filmler
24 Aralık 2012 Pazartesi

Dünya Tarihinin En İyi 10 Direniş (Aksiyon) Filmi

Uzun zamandır dizi/film listeleri yapmadığımı, bunların yerine daha çok ''tek tek'' yorumlamalar yaptığımı fark ettim değerli dostlar. O yüzden de 2015 yılının ilk günlerinde sizlere böyle bir sürpriz yapmak ve her geçen gün de size ''türlerine göre'' film listeleri hazırlamaya karar verdim. Umarım başlangıcımızdan memnun olursunuz da, devamı da hızla gelir.. :)

Haa şunu da söylemem gerekiyor, bu listeleri yaparken birden çok 'büyük' siteden yardım alacak ve en iyiler kısmına daha çok kendi bildiğim/bende kişisel anlamda izler bırakan filmleri yerleştireceğim. Ayrıca diğer listelerimden farklı olarak, bu yazılarımda kendi görüşlerimi kısa tutup; daha çok diğer izleyicilerin de olumlu ve olumsuz 1'er ya da 2'er yorumuna yer vereceğim. Düzenli bir yazı şeklinde hazırlamayı düşündüğüm bu listelerden, fazlasıyla memnun kalacağınızı ümit ediyorum. Yıl sınırlaması olmadan yapılacak olan bu listeler, belki 2014 belki de 1940 yıllarını ele alacak. O yüzden zevklerin bir olmasını lütfen beklemeyin. Daha çok yazının ve analizin keyfini çıkartın lütfen, şahsen ben öyle yapacağım.. ;)

Ve evet, artık izninizle listemize başlıyoruz. Keşke ''Gezi Direnişi'' de bu listede ''1 numaralı sırayla'' yerini alsaydı diyeceğim ya neyse, maalesef şimdilik bu şekilde anmakla yetinebiliyoruz. Belki ileride güzel bir filme ya da belgesele konuk olur, bilemeyiz...


10. Protesto (La Haine)

Büyük bir heyecan ve hayranlıkla izleyeceğinizi düşündüğüm film, 1995 yılında vizyona girmiş ve oldukça ses getirmiştir. Filmde yaşananlar ve anlatılanlar, yıllar sonra çokça kez karşımıza gelmiş; kısaca gerçek hayatta sergilenmiş. Türünün en iyileri arasında yer alan ''La Haine'' filmi, bizim listemizde de 10. sırayı kesinlikle hak etti desek yeridir değerli dostlar.

Bir başyapıt.Gün boyu ırkçılık ve nefretle karşılaşan üç gencin üzerinden düşen bir toplumun öyküsü.Bu filmde anlatılanlar 10 yıl sonra gerçekleşti.2005 yılında polisten kaçan iki Arap gencinin yüksek gerilime takılıp ölmesi üzerine 300 kente yayılan haftalarca süren banliyö ayaklanması başladı. 10/10

Mükemmel bir film sunmuş bizlere Mathieu Kassovitz. Sosyolojik yönden bir başyapıt olan film, Paris'in kartpostallardaki durumundan ayrı olarak, natüralist bir şekilde Paris'in gerçek yüzünü seyircinin suratına suratına çarpıyor. İzlemenizi tavsiye ederim, 10/10.


9. Potemkin Zırhlısı (Bronenosets Potyomkin)

1925 yılında çekilmiş olan bu baş yapıt için söyleyecek pek bir şey yok aslında çünkü filmin yapım tarihine göre bize sundukları, bu derece cesurca işlenen konu ve planlamasıyla; gerçek anlamda muhteşem bir filmdir kendileri. Rusya'daki devrimin başlangıcı olarak da kabul edilen bu film, sizleri belki günümüz şartlarına göre tatmin etmeyecektir ama iyi bir ''direniş sinema'' izleyicisiyseniz de kaçırmamanız gereken yapımlar arasında olduğunu belirtmeden geçemeyeceğim.

Ayzenştayn'ın Rus deniz kuvvetlerindeki ayaklanmayı görselleştirdiği yapımı, bir taraftan Rusyadaki devrimin başlangıcı olarak kabul edilirken, diğer taraftanda sinemanın nelere kadir olduğunu kanıtlıyor. ayrıca ''merdivendeki çocuk arabası sahneli film'' olarak da bilinir. De Palma bu sahneyi araklayıp dokunulmazlarda kullanmıştı.bu filmi izlemeyen kalmasın derim.

Sergei Eisesenstein in 1925 yapımı filmi,konusunu Potemkin Zırhlısı Ayaklanması olarak bilinen gerçek bir olaydan almıştır.Filmde, 1905 yılında Rusya nın Karadeniz filosuna bağlı Savaş Gemisi Potemkin de dayanılmaz yaşama şartlarından bezmiş mürettebatın Çar rejimine bağlı subaylara karşı başlattıkları bir ayaklanmanın sonunda gemiyi ele geçirmeleri ve sonrasında gelişen olaylar dramatize edilerek anlatılmıştır.Film beş bölümden oluşmuştur:İnsanlar ve kurtçuklar-Limandaki dram-Ölü bir adam adalet arıyor-Odessa merdivenleri-Filo ile randevu..Yönetmenliği dışında devrimci bir film teorisyeni olan Eisenstei in bu filmde o güne kadar denenmemişfarklı bir montaj tekniği kullanır ve bu yönden film sinema sanatı için teknik anlamda büyükbir katkıda bulunmuştur.Potemkin Zırhlısı,1958 yılında Belçikanın Brüksel şehrinde açılan Dünya Fuarında tüm zamanların en büyük filmiolarak ilan edilmiştir.Sight and Sound dergisinin 1952 de başlattığı en iyi filmler anketinde ise bu film 1952 yılında en iyi 4.film,1962 de en iyi 6.film,1972 de en iyi 3.film,1982 de ve 1992 de en iyi 6.film,2002 de ise en iyi 7.film olarak en iyi 10 film listelerinde kendine yer edinmiştir.Bazı akademisyenler ve eleştirmenler Dünya sinema tarihinin başlangıcı olarak bu filmi gösterirler. Puanım: 10/10

8. Viva Zapata!

Henüz izleme şansı bulamadığım filmdir kendileri. Film hakkında 1 olumlu 1'de olumsuz yorumu size sunacağım, efsaneler arasında yerini almış bir filmdir.

Viva Zapata (1952) Hepimiz aynı topraktan yapılmış olsak da, bir testi bir vazo değildir..Yönetmenliğini Elia Kazan üstlenirken oyuncu kadrosunda Marlon Brando, Anthony Quinn, Jean Peters, Joseph Wiseman ve Arnold Moss gibi isimleri izleyeceksiniz.. Film Biyografi-Dram-Western türlerini barındırıyor.. Konusuna gelecek olursak, Meksikalı devrimci Emiliano Zapata hayatını konu alan film sizlerle.. Emiliano Zapata ve bir gurup köylü toprakları ellerinden alındığı için Meksika diktatörünün huzuruna çıkarlar ve topraklarını geri isterler.. İstediklerini alamayan Zapata toprakları haksız yere alınan bir gurup köylü ve başta kardeşi Eufemio Zapata olmak üzere Porfirio Diaz yönetimine isyan başlatırlar.. Topraklarını geri almak için gerekirse bu uğurda hayatlarını bile vermeye hazırdırlar.. Oscarlı zamanın en iyi yönetmenlerinden biri olarak gösterilen Elia Kazan ve efsane oyuncu Marlon Brando çalışması sonucu bir unutulmaz klasik daha izledim.. İkili Rıhtımlar Üzerinde ve Arzu Tramvayı filmlerinde de birlikte çalışmışlardır yani Marlon Brando yönetmenin gözde vazgeçilmez oyuncularından biriydi.. Yönetmenin Arzu Tramvayını ve Rıhtımlar üzerinde filmlerinide klasik severlere ve Marlon Brando hayranlarına izlemelerini öneririm.. Bu filmde de bir devrimci lideri canlandıran Brando Oscar ödüllerinde En İyi Erkek Oyuncu dalında adaylığı bulunmaktadır.. Yine kestiği perfomans ile benden tam not almayı başardı gerçekten sevdiğim nadide birkaç oyuncudan bir tanesi oyunculuk bakımından aşmış bir sinema adamı.. Bu filmde kadroda dikkat çeken bir diğer efsane oyuncu Çağrı filminden hafızalara kazınan Anthony Quinn bir bakıma iki efsane ismi bir araya getiren izlerken keyif alacağınız bir film diyebilirim.. Oscar Ödüllerinde Anthony Quinn aday olduğu En İyi Yardımcı Erkek Oscar heykelciğini kazanmayı başarmıştır gerçekten Marlon Brando ile karşılıklı döktürmüşler.. Senaryosu ise Pulitzer Ödülü ve Nobel Edebiyat Ödülü sahibi senarist John Steinbeck imzası taşıyor.. Yönetmenin Cennetin Doğusu filminin senaristi olduğunuda söylemekte fayda var.. Viva Zapata filminde de senaristin Oscarda En İyi Senaryo dalında daylığı bulunuyor.. Özellikle yaşanmış olayları kaleme alan senartist zamanın en iyi yazarlarından bir tanesi.. ‘’Güçlü bir adamı zayıf bir halk meydana getirir. Güçlü bir halkın ise güçlü bir adama ihtiyacı olmaz..’’Film zamanına göre gerçekten çok kaliteli 1900 yıllarda Meksika devrimi tarafsız bir şekilde perdeye aktarılamazdı ciddi anlamda elle tutulur bir film.. Yaşanmış bir hayat hikayesi olması sizi filmin içine fazlasıyla çekecek ve western severlerinde ilgisini oyuncu kadrosu ve konusu ile çekeceğini düşünüyorum.. Finali gerçekten unutulmazlarım arasına girdi.. Özgürlük için karşısındaki yozlaşmış sistem ile mücadele edenlerin başkaldıranların hikayesi.. Filmin İmdb puanı:7.5 bence daha fazlasını hak ediyor.. Kaç kere oscara aday olan kazanan Marlon Brando bence oscarı bu filmde de kazanmalıydı yine haksızlığa uğramış.. Klasik severlere bu Elia Kazan imzalı ve Marlon Brando ve Anthony Quinn gibi iki efsane oyuncuyu bir araya getiren klasiği tavsiye ederim.. 8.4 Ve eviniz yakılırsa yeniden yapın, tahılınız mahvolduysa yeniden ekin.. Çocuklarınız ölürse daha çok doğurun.. Sizi vadiden atarlarsa dağlarda yaşayın ama yaşayın.. Hep liderler arıyorsunuz, hatasız güçlü adamlar.. Hiç yok, sadece sizin gibiler var.. Değişirler, bırakırlar, ölürler.. Liderler yok, sadece siz varsınız. Güçlü bir halk, süren tek güçtür..

Bu filmde ben hayal kırıklığına uğradım. Yönetmen Elia Kazan, senarist John Steinbeck, oyuncular da Marlon Brando ve Anthony Quinn olunca çok daha iyi bir film, bir başyapıt bekliyordum. Ama ne yazık ki beklentilerimi karşılayan bir film olmadı. Zamanınız varsa izleyebilirsiniz.

7. Metropolis

153 dakikalık ''saf'' bilim kurgudur! İzleyen herkesi kendine hayran bırakacak ve 1927 yapımı olmasına rağmen; günümüze nasıl tanıklık ettiğini kendi gözlerinizle göreceksiniz.

Bu filmden önce "sinemanın büyüsü" denen sözün alışılagelmiş bir dil alışkanlığı benzetmesinden öteye gitmeyen bişey olarak görüp ilk başlarda laf-ı güzaf bulduğum, filmi izledikten sonra ise ne menem bişey olduğunu idrak etmeme vesile olan o ilk ilhamın nurunun beynime ışımasını hissettiren filmdir kendisi. Yeri kalbimde çok ayrıdır. Hatta diyebilirimki başroldeki o baştan çıkaran dişi şeytan Lucifer'in fimde ki bir sahnesinin tattosunu koluma yaptıracağım. Fiyat miyat araştırdım. Cebine 4bin ila 7bin Tl kadar bi para koy dediler. O kadar parayı koysam önce filmlerden etkilenerek hayran kaldığım İtalya'nın çeşitli yerlerinde geçen film sahnelerinde görüp aşık olduğum İtalya'ya sehayet ederim

6. Cezayir Bağımsızlık Savaşı (The Battle Of Algiers)

Bir ulusun, özgürlük mücadelesi için nelere katlandığını ''müthiş'' bir şekilde anlatan 1966 yapımı Cezayir - İtalyan yapımı filmdir.

Bir halkın direnişini ve dirilişini anlatan diğer yandan da Fransız sömürgeciliğinin kanlı yüzünü ifşa eden muhteşem bir film. Fransız emperyalizmini açık bir şekilde eleştirirken Cezayirliler'in yaptığı sivillere yönelik saldırıları da sorgulamamız gerektiğine dikkat çekiyor 9/10

5. Hair

Savaşın tüm yönlerini oldukça hoş bir ''müzikal'' eşliğinde gösteren 1979 yapımı filmdir. Belki listemize tam olarak uygun değildir ama yer vermeden de edemedim :) Mutlaka izlemenizi önermekteyim değerli dostlar...

savaşa,ırkçılığa,politakaya ve cinselliğe müzikalce bir cevap olan dostluk filmi. normalde müzikal filmlerde sevmediğim o senaryodan sapma veya belli bir senaryoya sahip olmama bu filmde kesinlikle yoktu.güzel bir senaryo kendisini filmin sonuna kadar sürdürebilmiş hem de güzel müzikler eşiliğinde.düşündüren şarkı sözleriyle,bazen eğlenceli komik sahneleriyle bazen de hüzünlendiren dramatik sahneleriyle keyif veren ve izlenilmesi geren bir müzikal...

4. Hotel Rwanda

Gerçek bir soykırımı, büyük bir cesaretle ele alan film; ilk başta da söylediğim gibi tamamen gerçek olaylardan esinlenilmiştir. Büyük merak uyandıran Hotel Rwanda, bu türde amacına ulaşan nadir filmlerdendir diyebiliriz ve mutlaka izlemenizi de önermekteyiz.

Almanların ayağını kaldırdığı yere Belçikalıların bastığı ve miras olarak bıraktığı kafatasçılığın da iyi bir biçimde aktarıldığı, konunun gerçeğinden ayrılmadan, saptırılmadan başarılı bir şekilde izleyiciye sunulan, Tutsilerle-Hutular arasındaki sorunu başarılı bir şekilde anlatan ender bir kaç filmden biri. Rwanda da dönemi gereği soykırımın bir iş gibi görüldüğü ve hatta mesai ile bir yok etme ve hayatta kalma yarışının yaşandığı gerçek bir hikayeden alınan ve izlenilmesi gereken bir yapım. Kısacası başarılı bir film. İzlemenizi tavsiye ederim. 10/9

SEN SİYAHSIN. BİR ZENCİ BİLE DEĞİLSİN. AFRİKALI’SIN… sözü film için yeterlidir 10/8.7

3. Büyük Diktatör (The Great Dictator)

Bu filmi anlatmaya kelimeler yetmeyecektir. Tam bir DEHA, muhteşem bir oyunculuk ve yapım. Taa 1940'lardan verilen insanlık mesajı. Aradan yaklaşık 74 yıl geçmiş ve final konuşmasıyla şu dönemlerde olan, olmaya da devam edecek olayların içeriği paylaşılmış. İnsanlık adına bir şeyler kazanmak, öğrenmek istiyorsanız; bu filmi mutlaka izlemelesiniz..! Filmlerinde konuşmayan Charlie Chaplin'in gerektiğinde ne kadar iyi konuştuğunu gösteren filmdir The Great Dicdator. En mükemmel sonlardan birine sahiptir 1940 yapımı film. Bir klasiktir. Hakikaten çok büyüksün Chaplin!

Üzgünüm ama ben imparator olmak istemiyorum.. Bu benim işim değil.. Kimseyi yönetmek ya da fethetmek de istemiyorum.. Herkese yardım etmek istiyorum.. Yahudi, Yahudi olmayan, zenci, beyaz.. Hepimiz başkalarına yardım etmeliyiz insanlık böyle başlar.. Birbirimizin mutluluğu için yaşamayı isteriz, kötülüğü için değil.. Bu dünyada yeryüzü zengindir ve bunu herkes paylaşabilir.. Yaşam tarzımız özgürlük ve güzellik olmalıdır.. Ama biz yolumuzu kaybettik.. Açgözlülük insan ruhunu zehirledi dünyayı nefretle kuşattı bazıları bizi üzüntü içinde bıraktı.. Hızlı geliştik ama bu sırada kendimize de zarar verdik.. İstediklerimizi elde etmek için makineleri kullandık.. Bilgimizi olumsuz, zekamızı sert ve kaba kullandık.. Çok fazla düşündük ama çok az hissettik.. Makinelerden çok insanlığa ihtiyacımız var.. Zekadan çok şefkat ve kibarlığa ihtiyacımız var.. Bunlar olmadan yaşam şiddet dolu olur ve her şeyi kaybederiz.. Uçaklar ve radyo bizi yakınlaştırıyor.. Bu icatların insanlığın erdemlerini etkileyecek ve insanlar arasındaki kardeşliği ve birliği gerçekleştirebilecek.. Şu anda sesim milyonlarca umutsuz insana erişiyor.. Sistemin kurbanlarına ve işkence çeken kişilere ve hapisteki insanlara.. Umutsuzluğa kapılmayın.. İnsanlığın nefreti geçecek diktatörler ölecek ve onların gücü insanlığa geri dönecektir.. Son insanlık ölene dek özgürlük asla yok olmayacaktır.. Askerler kendinizi bu zebanilere teslim etmeyin.. Sizleri küçümseyen sizleri köle yapan yaşamlarınızı sistematikleştiren ne düşüneceğinizi size söyleyen, sizi terbiye edip savaşa gönderen bu insanlara.. Kendinizi makine kalpli, makine düşünceli bu makine insanlara teslim etmeyin.. Sizler makine değilsiniz, sizler insansınız.. Kalbinizde insanlık sevgisine sahipsiniz sevgisiz ve nefret dolu olmayın.. Askerler kölelik için savaşmayın özgürlük için savaşın.. Aziz Luke der ki: ‘Tanrının krallığı insanın içindedir..’Sadece bir kişi veya zümrenin değil, bütün insanların.. Seninde! Makineleri yaratma gücüne sahipsin mutluluk yaratma gücüne de.. Yaşamı harika bir macera yapma gücüne sahipsin.. Demokrasi adına bu gücümüzü kullanalım.. Birleşelim yeni bir dünya için savaşalım.. İnsana çalışma şansının verileceği gençlere gelecek, yaşlılara güvence verilecek bir dünya.. Zalimler yükselirken parlak vaatler verirler.. Ama onlar yalancıdır sözlerini asla tutmazlar.. Diktatörlerin kendileri özgürdür ama onlar insanları köle yaparlar.. Özgür bir dünya, ulusal engelleri kaldırmak için savaşalım.. Bilimin ve ilerlemenin bize mutluluk getirdiği bir dünya için savaşalım.. Askerler, demokrasi adına birleşelim! Büyük Diktatör (1940), Charles Chaplin

Hayatı yakından çekersen trajedi uzaktan çekersen komedidir...Büyük üstad Charlie Chaplin'in suskun ve sessiz sinemasıyla bütünleşen büyüsü ancak 1940 Adolf Hitler kavramları ile bozulabilirdi.Henüz ABD Almanya'ya düşman bile değilken Chaplin'in büyük zekasının konuştugu harika bir başyapıt ve ölmeden önce izlemeniz gereken yapımlardan diye düşünüyorum.Mutlaka izlemelisiniz ki ütopya da gerçekleşen filmin sıkmadan çok seviyeli bir şekilde gerçekleşmesi ve sübliminal mesaj dolu politik mesaj içermesi dönemin şartlarını en iyi şekilde anlatıyor diyebiliriz.Komedi unsurunun bizlere trajikomik biçimde gözükmesi ve çift zıt karakter oynaması Chaplin'in başarısını temsil eden simgesel bi boyuttur belkide.İzlemediyseniz çok şey kaçırmışsınızdır demektir 9/10

2. Savaşın Çiçekleri (The Flowers Of War)

İşte size gerçek bir BAŞYAPIT! İnanın arkadaşlar, hayatımda izlediğim en iyi filmler arasında yerini 2 yıl önce aldı ve asla da bırakmamakta. Filmi gözümü dahi kırmadan izledim ve herkese de MUTLAKA izlemesi için önermekteyim. Türünün en iyi filmlerinden biridir ve 2. sırayı fazlasıyla da hak etmektedir! Eğer ilk sıradaki efsane filmim olmasaydı, kesinlikle 1. sırada yerini alacaktı kii inanın aşırı tereddüt edip o şekilde sonuçlandırdım.

2011'de yayınlanan ve maalesef ki 2013 yılında denk geldiğim bu müthiş film, yaklaşık 143 dakika sürüyor ve sizi gerçekten büyük bir duygu seline itiyor! Gerek konusu, gerek oyunculukları, gerekse de görselliğiyle; sizi kendinizden geçireceğine emin olduğum filmdir kendileri ve tekrar tekrar söylüyorum; ŞİDDETLE ÖNERMEKTEYİM. 

İzlemeyen çok ama çok şey kaçırır...

BAZEN GERÇEK DUYMAK İSTEYECEĞİMİZ SON ŞEYDİR. Savaşın Çiçekleri son yıllarda izlediğim en iyi filmler arasında yerini aldı.Sadece konusuyla değil ayrı ayrı her oyuncunun başarılı performansı ve müzikleriyle de etkilemektedir. Savaş her ne sebeble olursa olsun kabul edilemez.Bu gezegen, üzerinde yaşayan her insana, millete , ulusa fazlasıyla yeter ama insanlar neden savaşmaktadırlar.İnsanlar barış içinde yaşamak yerine neden birbirlerini katlederler aklım almıyor. Film genel anlamda savaşın iç yüzünü ele alırken aslında savaşmayanların savaştaki yaşadıklarını gerçekçi bir şekilde anlatmaktadır.İnsanların katledilişi, kadınların tecavüze uğraması, askerin ne kadar iğrençleştiklerini en sade ve gerçekçi görüntülerle sunan filmin konusu şu şekildedir; Bir cenaze kaldırıcısı olan John Miller savaş sırasında para kazanma derdinde olan alkolik bir adamdır.Gittiği klisedeki kızların başında bir yetişkin olmadığını görmüştür ve askerler kliseyi bastığında bir koruma içgüdüsüyle askerlere tepki göstermiştir. Olay buralara geldikten sonra alkolik olan John Miller kendi içindeki iyiliği keşfeder.Canı pahasına kızları korumak için herşeyi yapar.Filmde fedakarlık, onur gibi insanı iyi insan yapan özelliklerin keşfedilmesinin yanında insanın nasıl vahşileşebileceğini gösteren kötü insnalık dışı olaylar da gösterilmiştir. Binlerce Çinlinin katledilişinden yola çıkarak gerçek olaylardan esinlenmiş bir filmdir Savaşaın çiçekleri.Savaşın tüm yıkıcı etkilerine rağmen o tertemiz saf yürekleriyle ayakta durmaya çalışan yaşam mücadelesi veren insanların hikayesi savaşın çiçekleri. Uzakdoğu filmlerini bazen izlerim genelde kore filmleri çok hoşuma gider fakat çin yapımı filmleri genel olarak sevmem.Fakat Çin yappımı olan bu film o kadar çok etkileyici ki duygu yoğunluğunun içinde kendimi kaybettim. C. BALE bu filmin reklam figürü olarak kullanılmış.Eğer o olmasaydı belkide bu filmden haberimiz olmayacaktı.Filmde C. BALE asil bir karakteri başarılı bir şekilde canlandırmıştır.Ona olan hayranlığım bu filmle birlikte daha da arttı. Uzun lafın kısası savaşın çiçekleri Gerçekçi savaş sahneleri, kostümler, ortam, atmosfer, müzik, karakterler ve senaryo açısından kusursuz bir film. 10/9.0

Elimde olağanüstü bir güç olsa o gücü Savaşın Çiçekleri'ni tüm dünyaya izletmek için kullanırdım... Kapılıp gitmemek, duygulanmamak elde değil. Hangi türü sevdiğinizin bir önemi yok, bu film her kesime hitap ediyor ve bence imkanı olan herkes mutlaka izlemeli...

Böyle bir filmi bu kadar geç fark ettiğim için kendime ne kadar kızsam az. Daha doğrusu ertelediğim için diyelim. Üstelik de bir Christian Bale filmi. Bu film için ne denilebilir açıkçası bilemiyorum. Bütün kelimeler kifayetsiz kalır sanırım. Oyunculuklar, mekan, müzikler, verilen mesaj hepsi hepsi harikaydı. Zaten en başından ortam beni içine çekiverdi. Puslu bir hava, yıkılıp dökülmüş ve viraneye dönmüş şehir, her yerin masum insanlarla ve aynı zamanda cesetlerle dolup taşması bütün gerçekliğiyle içine çekiveriyor sizi… Savaş sahneleri o kadar gerçekçi ve müthiş bir şekilde yapılmış ki savaşın o çirkin yüzünü en yalın haliyle görebiliyor insan. Tabii bütün bu korkunç savaşın içinde yapılan fedakarlıklar da var… Askerlerin gözlerini kırpmadan ülkeleri için yaptığı fedakarlıklar, masum insanların hatta çocukların bile ülkeleri için döktüğü gözyaşı insanın yüreğini sızlatıyor. Öyle ki toplum içinde önyargıyla baktığımız ve dışladığımız insanların bile gerektiği zaman neler yapabildiğini görebiliyoruz filmde. Onuruyla, sadakatiyle ve hiç tanımadığı insanlar için gösterdiği çabalarla Christian Bale’in canlandırdığı John karakteri de gönlümde taht kurdu. Filmde o kadar ustaca bir hamle yapıyor ki özellikle sonlara doğru mutlaka görmenizi öneriyorum, bence askerlerin savaş taktikleri bile bu taktik karşısında sönük kalır… Ve müzikler araya o kadar güzel ve narince serpilmiş ki etkilenmemeniz mümkün değil… Küçük kızlarımızın şarkı söylediği sahne enfesti. Çok uzattım sanırım kısa kesmek gerekirse şiddetle izlemenizi öneriyorum bu filmi ve 10 üzerinden 10’u her şeyiyle hak ettiğini düşünüyorum…

1. V For Vendetta
Ve işte listemizin 1 numarası ve her zaman bu sırada yerini koruyacak olan filmimiz! Bir efsane olduğu kesin; işlediği konularla, mesajlarıyla ve replikleriyle 10 numara bir film. İzledikten sonra etkisinde kalıyorsunuz ama ne etki o öyle! Özellikle fikirler kurşun geçirmez sahnesi unutamayacağımız bir sahneydi kii muhtemelen herkes için öyledir. Hugo Weaving (V) harika yüzünü göstermedi ama fikirlerini gösterdi. V’yi sinemadaki en önemli karakterlerden birisi olmasına katkı sağladı diyebiliriz.

Filmin özellikle müzikleri, hala kulaklarımızda! Birçok direnişin başlangıcı, sembolü ve daha birçok şeyi işte bu filmdir!

Hala izlemediniz mi? O halde her şeyi bir yana bırakın ve bu filme odaklanın.


SONSUZA DEK ÖZGÜRLÜK !!! NOT: Buna benzer bir yorumu yaklaşık 1.5 yıl önce yayınlamıştım fakat bu sefer bir takım değişiklikler yaparak tekrar yayınlıyorum. Matrıx üçlemesiyle sinemada yeni bir çağı başlatan ve sinema tarihiin sayfalarına adlarını altın harflerle yazdıran Watchowski kardeşlerin elinden çıkma yeni bir BAŞYAPIT. ''İnsanlar hükümetlerinden korkmamalı, hükümetler insanlarından korkmalı'' Geleceğin İngilteresini ele alan film Rejimi yerden yere vurarken bu repliklerle yeni bir yönetim biçimi ortaya atıyor. Filmdeki İngiltere sembolü % 90 Nazi işaretine benzemektedir.Yani film Faşizmi yerden yere vuran bir tavır sergilemiştir.Ve bir Alman yapımı olmasına ragmen.Faşizmi yerden yere vurmakla kalmıyor ''HÜKÜMETLER İNSANLARINDAN KORKMALI'' derken demokrasiye vurgu yapıyor.Film başladıgında Artık Amerikanın eskisi gibi güçlü olmadıgını tükenmekte oldugunu vurgulamıştır.Nedenini Tanrısızlık olarak nitelendiriyor.Bir Amerikan yapımı olmasına ragmen !!! V nin amacı oluşturulan Korku imparatorluğunu yok etmektir. Dünyayı değiştirmek istemektedir. “Bina nasıl bir sembolse, onu yıkma eylemi de bir semboldür. Sembollere anlam kazandıran insanlardır. Tek başlarına semboller anlamsızdır ama yeteri kadar insanla bir binayı havaya uçurmak dünyayı değiştirebilir.” diyerek insanları özgürlüğe ulaştırma yolunda yeni dünya düzeni kuracaktır.Yozlaşmış bir toplum için özgürlük. Her anlamda özgürlük.Film bir çok sahnesinde İnsanların cinsel tercihleriyle ilgilide ÖZGÜRLÜK mesajı vermektedir. ''Vi veri venüversum vevus vici'' Gerçeğin gücüyle yaşadığım sürece kainatı bile fetihedebilirim ... V harflerinin gizemi ayrıntılarda gizli !!! Filmi orijinal dilinde izlediğinizde göreceksiniz cümlelerde fazlasıyla V harfi geçiyor.V baş kahramanımızın ismi, hapis kaldıgı Hücrenin Numarası V(roma rakamıyla 5).Vi VERİ VENİVERSUM VİVUS VİCİ.Peki bu V ne oluyor.Tarihten 400 yıl öncesindeKİ 5 kasım.Peki nedir bu 5 kasım.Guy fawkes in vatan haini ilan idldiği ve idam edildiği gün.Halen günümüzde İngilizler 5 kasımı guy fawkesin yakalanışını kutlamaktadırlar.Çünkü bir vatan haini olarak o zamanki Hükümet tarafından benimsetilmiştir.Lakin Guy fawkes O Faşist hükümeti yıkmak ve halkına ‘’sonsuza dek özgürlük’’ saglamak isteyen Bir insandı.İşte bu film o kadar etkileyicidir ki Artık İngiliz çocuklar bile filmde kullanılan maskeleri takıp sokaklarda dolaşabiliyorlar İngilterede. ''V'' tek başına bir devrim. Şiddetin doğru kişilerce iyi yönde kullanılabileceğini gösteren bir adam. Film tüm p ol i t i k kısmının yanında destansı bir aşk hikayesi sunuyor bize. Maskenin ardındaki düşüncelere aşık olan ''Evey'' in V ye karşı olan aşkı.Filmin tüm replikleri de birer birer Fenomen olmuştur. - O kimdi? + Edmond Dantes‘ti. Babamdı ve annemdi. Erkek kardeşimdi. Arkadaşımdı. O sizdi, bendi. O hepimizdi. O geceyi ve onun bu ülke için anlamını kimse unutmayacak. Bense o adamı ve onun benim için anlamını hiç unutmayacağım. FİLMLER 2 YE AYRILIR: V FOR VENDETTA ve Diğerleri 10/ 10

Efsane film efsane replikler bu maskenin altında bir yüz var... ancak benim değil. ne altındaki kaslardan daha "ben"dir o yüz... ne de altındaki kemiklerden. bu maskenin altında etten daha fazlası var. bu maskenin altında bir fikir var! ve fikirler kursun gecirmez

Bazı filmler seneryosuyla konuşulur ,  bazıları bütçesiyle , bazıları ise gişe sayılarıyla. Ya bu film ? Kuşkusuz replikleriyle vede dünyada ki her demekrosi eylemlerinin simgesi haline gelerek... 
-Bu maskenin altında bir yüzden, fazlası var..... 
-Bu maskenin altında bir fikir var! ve Fikirler asla kurşun geçirmez.


Anahtar Kelimeler: Son zamanların en iyi direniş filmleri, ölmeden önce izlememiz gereken filmler, aksiyon türündeki en iyi filmler, dünyanın en iyi savaş (direniş) filmleri, 2000li yılların en iyi savaş filmleri, en iyi direniş film yorumları 
Dünya Tarihinin En İyi 10 Direniş (Aksiyon) Filmi
  • Site Yorumları
  • Facebook Yorumları

7 yorum:

  1. sayenizde gözden geçireceğim filmlere yenileri eklendi. teşekkür ederim kendi adıma.

    YanıtlaSil
  2. Ne demek dostum, daha niceleri eklenecek inşallah :) Her hafta 1 tane hoş bir liste yayınlamayı planlıyorum, hayırlısı bakalım...

    YanıtlaSil
  3. Liste özenle hazırlanmış. Hepsi bir birinden iyi filmler fakat benim favorim tabi ki V For Vendetta

    YanıtlaSil
  4. Akıcı haber6 Ocak 2015 18:24

    Hepsini tek tek izlicem

    YanıtlaSil
  5. İyi seyirler o halde.. :)

    YanıtlaSil
  6. Teşekkür ediyorum değerli dostum. Elimizden geleni bir şekilde yapıyoruz işte :) V For Vendetta vazgeçilmezdir, hemfikiriz bu konuda.

    YanıtlaSil
  7. Bazıları oldukça eski filmler galiba, 1.sıradaki filmmi şimdi indiyorum. Teşekkürler

    YanıtlaSil

Yorum yaparken dikkat edilmesi gerekenler;

1. Türkçe yazım ve dilbilgisi kurallarına uyunuz.
2. Hakaret içeren yorumlarda bulunmayınız.
3. Yorumlarınızın konu ile alakalı olmasına çalışınız.
4. Yorumlarınızda yasa dışı hiçbir bağlantı linki vermeyiniz.
5. Yorum Formunu doldurduktan sonra Profil Seç -> ADI/URL bölümünden isminizi yazıp yorum yaparsanız size karşı bir hitap şeklimiz olur.
6. Kurallara uymayan yorumlar silinmektedir...

Top