Tipadam Dizi ve Film Yorumları

IMDb 7 Üzeri Filmler
5 Şubat 2016 Cuma

The Revenant Nasıl Bir Filmdir ? (Film Yorumu ve Analizi)

 Merhabalar,
Başlıktan anlayabileceğiniz gibi konumuz Di Caprio’nun bu yıl Oscar’ı alabilme ihtimali üzerinde olacak fakat sadece Di Caprio’nun üzerine atmak hoş olmaz çünkü 12 Dalda Oscar Adayı olan 3 dalda Altın Küre kazanan (ki bunlardan biri en iyi film) filmi incelememek olmazdı.
Ve de tüm bunlar ortada iken film bitince salonda gözlemlediğim memnuniyetsizlik ve pişmanlık görüşlerine de değinip açıkçası  bu tezatlığı bu yazımda çözmeye çalışacağım,.çok da uzatmadan mini yazımıza geçelim:
Alejandro González Iñárritu  ismi  çoğunuz için hiçbir anlam ifade etmeyebilir fakat Birdman ile geçen yıl en iyi film ve yönetmen dallarında Oscar’ı alan yönetmen diyince herkes bir vaay çekecektir içinden.Böyle bir yönetmen işin başında olunca ister istemez beklenti yükseklerde olan bir yapım oluyor fakat bu sefer işi biraz daha zor çünkü çekimi çok zor olan bir roman uyarlaması bir film çekmek oldukça güç.Ki ondan dolayı bu isimden bahsetmişken iki filmdir beraber çalıştığı görüntü yönetmeni  Emmanuel Lubezki ( ki kendisi 2014 ve 2015 yılında  Oscar kazanmıştır) ismine de değinmek gerekir.Neredeyse tamamı dış ortamda geçen, -20 derece sıcaklıklarda ve de  olumsuz hava koşullarında çekilen filmde hemen hemen her sahnede kendinizi filmin içinde hissedebiliyorsunuz.Ki bazen bu aşırıya kaçıp  karakterlerin olduğu yerlere değil  doğanın kalanına dikkatimin kaydığı sahneler de oldu ki bu da yönetmenimizin filmi genel olarak bir tabloyu izliyormuşsunuz gibi dizayn etmesinden kaynaklanıyor olsa gerek.Fakat abimizin doğal ışık sevdasından dolayı  filmin çekimlerinin uzadığını ve Arjantin’de çekimlere devam edildiği de bir gerçek..
    Sadece yönetmenleriyle konuya hızlı giriş yaptım fakat bunları özellikle başlarda yazmak istedim ki izlerken küçük resme tutulup büyük tabloyu kaçırmayın
  Michael Punke'nin 2002 yılında yazdığı The Revenant: A Novel of Revenge adlı romandan uyarlanan filmimizde maceraperest ana karakter Hugh Glass’ı Leonardo Di Caprio canlandırıyor. Filmizin konusu ,ise Hugh Glass gerçekleştirilen bir keşif gezisinde bir ayının saldırısına uğrayarak ölümcül bir şekilde yaralanır. Hayatta kalma umudu çok zayıf olan Glass, arkadaşları tarafından vahşi doğada ölüme terkedilir, oğlu da öldürülür. Müthiş bir dayanma gücüyle hayatta kalmayı başaran Glass, oğlunu öldüren John Fitzgerald'dan (Tom Hardy) intikamını alabilmek için tüm Amerika’yı baştan başa dolaşmaya hazırdır.(Sinemalar)
   Tom Hardy ve Di Caprio isimlerini duyup filmi izlemeye karar veren arkadaşlara da burada veda ederek kalanlarla devam edelim…
Leonardo Di Caprio  filmin çekimlerinden sonra verdiği röportajda hayatının en zor çekimini gerçekleştirdiğini belirtmiş ki filmi izledikten sonra anlayacaksınız ki filmi beğenmemiş bile olsanız ana karakterimiz Glass’ın yaşadığı olaylar ve doğa arasında harika bir düzen kurulmuş,gerçek anlamda Di Caprio  olayı yaşamış ki bu noktadan dolayı  bu yıl Oscar’a geçmiş yıllardan bir adım daha yakın diyebiliriz.
Filmimizin ilk 45-50 dakikası oldukça durağan ilerliyor,ki ilk 1 saat film hakkında herhangi bir bilginiz yoksa gelip sadece vakit geçirmek için giren biriyseniz size pişmanlık yaşattıracaktır.(Arkamda oturup ilk 1 saat saydıran çifte buradan saygılar…) Ama filmin Altın Küre ödüllü ve 12 dalda Oscar adaylığı olan  bir film olduğunu bilen bir cahilseniz (ki burada yazar kendinden bahsetmiştir) bu 1 saati daha iyi geçirebilirsiniz.Kendimden örnek vermek gerekirse filmin başlarında gerçekten sıkıldığım bir 10 dakika oldu ve o 10 dakika uyumamak ve telefona bakmamak için belli bir süre altyazıları bırakıp sadece doğayı izledim (olaylar yavaş ilerliyor zaten) ve filmi sevmek için nedenler bulmaya çalıştım ki bu sırada Ayı saldırısı yaşandı ve film daha hızlı bir şekilde ilerlemeye başladı…
Ve film daha akıcı hale geldikten bir 10-15 dakika sonra araya girildi,bu sırada ben direk çevremdeki seslere kulak kabartmaya çalıştım,acaba insanlar neler düşünüyor diye.Fakat duyduğum yorumlar oldukça kötüydü insanlar aksiyon filmi izlemeye gelmiş bir şekilde eleştirmeye başlamış ve Di Caprio hakkında çok biliyormuş gibi bu yıl hiç alamaz gibi cümleler kurmaya başlamıştı,açıkçası bunlara itiraz edemiyordum çünkü bende filme iyi diyemiyor sadece kendi açımdan filmde bir şeyler olduğunu geç farkedebilmiş ve 2.yarıyı beklemeye karar vermiştim…
     Filmin 2.yarısı ise beklediğim üzere ilk yarıya göre çok daha hızlıydı ve Di Caprio’nun şovu vardı;filmde o kadar epik sahneler vardı ki spoiler olmasın diye burada anlatamıyorum ama cidden izlerken vay be dedirtti ve de yazının başında da dediğim gibi:
“ Film hakkında emin olamasam bile  Di Caprio en iyi erkek oyuncu ödülünü almaya çok çok yakın olduğunu hissettirdi”
Ve film daha hızlı ilerleyen fakat ara ara düşüşleri olan bu ilerleyişine garip bir son sahne ile veda etti;son sahne demişken: açıkçası son sahne beni farklı düşüncelere götürdü bir an inception gibi acaba mı diyerek farklı bir son algıladım  ama galiba sadece ben bu kafayla düşünmüşüm olabilir …
Ve 2 saat 36 dakikalık film sona etmişti ve ben kafamda film hakkında düşüncelerim toparlanmıştı;o anki düşünceleri direk telefona not aldım ki sonradan etkilenmeyeyim diye isterseniz hemen o nota bir bakalım:
“Merhabalar;galiba yazımın içine bu yazıyı koyup yazıception (Di Caprio özel göndermesi…) yapacağım ama daha özgün ve doğru düşüncelerimi tam şu an yazmak istedim.Filmi başından beri büyük beklenti içinde izledim ve film bittiği sırada yavaş ilerleme sorunundan etkilenmiş olsam da kendi kendime “bir daha izlemeliyim” dedim.Anlattığı olayın kısa bir olay olması ve kurgunun eksiklerine rağmen o kadar içinde hissettim ki film ikinci yarıda verdiği aksiyonu azıcık daha artırsa 1 saat daha izlerdim.Buna Di Caprio mu yoksa çevre ile uyumu mu dersiniz bilmem ama ben filmi çok çok aşırı derecede beğenmedim ama şu an kalite koktuğunu farkettim bunu diyebilirim ve de görüşlerimin ilerleyen saatlerde daha da oturacağını bilerek şu an size kaliteli bir film olduğunu belirtebilirim”
Açıkçası  saat şu anda 03:01 ve ben aşağı yukarı hala aynı görüşteyim;Oscar ve Altın Küre kazanan filmleri bir inceleyin ve sonra da bu filmi izleyin inanın siz de bu filmde bir kalite göreceksiniz.Fakat “aksiyon”meraklısı iseniz uzak durun.Ben bu film sona erdiğinde kendimi 1820’lerde Amerika’da yaşamış birinin yaşadıklarını yaşamış olarak gördüm ve de roman havasını çok net yansıttığını belirteyim.Klasik film klişelerinden oldukça uzak tutulmuş;ani değişikler sizi “şöyle olacaktı ya neden hala olmadı ?” gibi sorularla karşı karşıya bırakıyor ve o an beklentiyi bırakıp deyim yerindeyse “filmin içerisine girmeye çalışıyorsunuz” Ki burada Di Caprio ve Tom Hardy isimlerinin performanslarının etkisi büyük; Tom Hardy kötü kötülüğünü harika şekilde oynamış,Di Caprio da olayın ıssızlığını (kelime oyunu şov…) harika bir şekilde aktarmış.
Sıkıntılardan bahsetmişken son bir not olarak;karakter derinliklerinin eksikliğinden bahsetmek istedim.Glass ve Fitzgerald  karakterleri baştan daha net anlatılabilirdi;filmin başında yavaş ilerliyor dediğim o sıkan sahneler yerine karakter derinliği katabilselerdi hem negatiflikten kurtulup hem de daha çabuk filmin sizi içine almasını sağlayabilirdi.
Tüm söylediklerime rağmen film sona erdiğinde salondaki yorumlar çok kötüydü ve insanlar hala pişman olduklarını belirtiyorlardı.Ve ben bu konudaki tezimi eve gelip düşündükten sonra koyabildim:
“Bizim seyircimiz komedi filmine gidince gülmek istiyor;başka bir şey yoksa beğenmiyor sallıyor(Pek yakında);aksiyon istiyorsa sadece aksiyona odaklanıyor ve senaryo harika bile olsa aksiyon uğruna senaryoyu harcıyor.Ve en önemlisi ; Ödüllü bir film’e giderken sürekli aksiyon izleyeceğini düşünüyor.Sinema kültürüne olan uzaklıktan olsa gerek;filmin genelinden habersiz sadece “sıkıldım” cümlesiyle olayı özetlemeye çalışıyor.Halbuki film; görüntüsünden sesine;başrolünden konuk oyuncusuna ve tabi ki senaryosundan kurgusuna bir bütündür ve güzel film süreklilik vaat etmez.Güzel film size bir bütünlük temsil eder her şeyin uyumlu olduğu ve hiç bir faktörün birbini kötü göstermediği bir film temsil eder.İşte bu sorunu çözebilirsek bence o zaman Birdman , The Revenant ya da bir başka film geldiğinde salona girerken ve çıkarken mutlu olmayı başarabiliriz”

 

Genel olarak görüşlerim bu şekilde bir not vermem gerekirse filme 8.6/10 veriyorum fakat daha önce verdiğim puanların gereğinden fazla olduğunu düşünmeye başladığımı da belirterek size çok güzel bir tatil diliyorum.Tabi ki tatilde canı sıkılanlar için yazdığım yazıya buraya tıklayarak göz atabilirsiniz;ve de herhangi bir adresimden bana ulaşarak eleştirebilir,övebilir (tercihimdir) ve de yeni isteklerde bulunabilirsiniz.Bir sonraki yazımda görüşünceye dek hoşça kalın…

Leonardo Di Caprio'nun oscar aldığı film, di caprionun oscara aday olduğu yapım, son zamanların en iyi aksiyon filmi, 2016 yılının en iyi macera filmi
The Revenant Nasıl Bir Filmdir ? (Film Yorumu ve Analizi)
  • Site Yorumları
  • Facebook Yorumları

3 yorum:

  1. merak ettiğim filmlerden bir tanesiydi yorumunzu beğendm teşekkrler

    YanıtlaSil
  2. Leonardo Di Caprio'nun sonunda Oscar'ı kapacağı filmdir bu! KESİNLİKLE MUHTEŞEM bir yapım ve herkesin de izlemesi gerekiyor. Oyunculuklara da hayran kalıyor insan. Adamlar yapmış abiii diyesin geliyor izlerken :)

    YanıtlaSil
  3. film hakkında meraklarımı tamamen giderdiniz teşekkürler ...

    YanıtlaSil

Yorum yaparken dikkat edilmesi gerekenler;

1. Türkçe yazım ve dilbilgisi kurallarına uyunuz.
2. Hakaret içeren yorumlarda bulunmayınız.
3. Yorumlarınızın konu ile alakalı olmasına çalışınız.
4. Yorumlarınızda yasa dışı hiçbir bağlantı linki vermeyiniz.
5. Yorum Formunu doldurduktan sonra Profil Seç -> ADI/URL bölümünden isminizi yazıp yorum yaparsanız size karşı bir hitap şeklimiz olur.
6. Kurallara uymayan yorumlar silinmektedir...

Top