Tipadam Dizi ve Film Yorumları

18 Ağustos 2017 Cuma

Attila İlhan Şiir Derlemeleri ( En İyiler) 2017

Ben Sana Mecburum

Ben sana mecburum bilemezsin 
Adını mıh gibi aklımda tutuyorum 
Büyüdükçe büyüyor gözlerin 
Ben sana mecburum bilemezsin 
İçimi seninle ısıtıyorum. 

Ağaçlar sonbahara hazırlanıyor 
Bu şehir o eski İstanbul mudur 
Karanlıkta bulutlar parçalanıyor 
Sokak lambaları birden yanıyor 
Kaldırımlarda yağmur kokusu 
Ben sana mecburum sen yoksun. 

Sevmek kimi zaman rezilce korkuludur 
İnsan bir akşam üstü ansızın yorulur 
Tutsak ustura ağzında yaşamaktan 
Kimi zaman ellerini kırar tutkusu 
Bir kaç hayat çıkarır yaşamasından 
Hangi kapıyı çalsa kimi zaman 
Arkasında yalnızlığın hınzır uğultusu 

Fatih'te yoksul bir gramofon çalıyor 
Eski zamanlardan bir cuma çalıyor 
Durup köşe başında deliksiz dinlesem 
Sana kullanılmamış bir gök getirsem 
Haftalar ellerimde ufalanıyor 
Ne yapsam  ne tutsam nereye gitsem 
Ben sana mecburum sen yoksun. 

Belki haziran  da mavi benekli çocuksun 
Ah seni bilmiyor kimseler bilmiyor 
Bir şilep sızıyor ıssız gözlerinden 
Belki Yeşilköy'de uçağa biniyorsun 
Bütün ıslanmışsın tüylerin ürperiyor 
Belki körsün kırılmışsın telaş içindesin 
Kötü rüzgar saçlarını götürüyor 

Ne vakit bir yaşamak düşünsem 
Bu kurtlar sofrasında belki zor 
Ayıpsız   fakat ellerimizi kirletmeden 
Ne vakit bir yaşamak düşünsem 
Sus deyip adınla başlıyorum 
İçim sıra kımıldıyor gizli denizlerin 
Hayır başka türlü olmayacak 
Ben sana mecburum bilemezsin. 

Aysel Git Başımdan


Aysel git başımdan ben sana göre değilim 
Ölümüm birden olacak seziyorum. 
Hem kötüyüm karanlığım biraz çirkinim 
Aysel git başımdan istemiyorum. 

Benim yağmurumda gezinemezsin üşürsün 
Dağıtır gecelerim sarışınlığını 
Uykularımı uyusan nasıl korkarsın, 
hiçbir dakikamı yaşayamazsın. 
Aysel git başımdan ben sana göre değilim. 
Benim için kirletme aydınlığını, 
hem kötüyüm karanlığım biraz çirkinim 

Islığımı denesen hemen düşürürsün, 
gözlerim hızlandırır tenhalığını 
Yanlış şehirlere götürür trenlerim. 
Ya ölmek ustalığını kazanırsın, 
ya korku biriktirmek yetisini. 
Acılarım iyice bol gelir sana, 
sevincim bir türlü tutmaz sevincini. 
Aysel git başımdan ben sana göre değilim. 
Ümitsizliğimi olsun anlasana 
hem kötüyüm, karanlığım biraz, çirkinim. 

Sevindiğim anda sen üzülürsün. 
Sonbahar uğultusu duymamışsın ki 
içinden bir gemi kalkıp gitmemiş, 
uzak yalnızlık limanlarına. 

Aykırı bir yolcuyum dünya geniş, 
Büyük bir kulak çınlıyor içimdeki. 
Çetrefil yolculuğum kesinleşmiş. 
Sakın başka bir şey getirme aklına. 
Aysel git başımdan ben sana göre değilim, 
ölümüm birden olacak seziyorum, 
hem kötüyüm, karanlığım biraz, çirkinim. 
Aysel git başımdan seni seviyorum.

Adım Sonbahar

Nasıl iş bu
Her yanına çiçek yağmış
Erik ağacının
Işık içinde yüzüyor
Neresinden baksan
Gözlerin kamaşır

Oysa ben akşam olmuşum
Yapraklarım dökülüyor
Usul usul
Adım sonbahar


Ayrılık Sevdaya Dahil


Açılmış sarmaşık gülleri kokularıyla baygın en görkemli saatinde yıldız alacasının  gizli bir yılan gibi yuvalanmış  içimde keder  uzak bir telefonda ağlayan  yağmurlu genç kadın 
Rüzgâr  uzak karanlıklara sürmüş yıldızları  mor kıvılcımlar geçiyor  dağınık yalnızlığımdan  onu çok arıyorum onu çok arıyorum  heryerinde vücudumun  ağır yanık sızıları  bir yerlere yıldırım düşüyorum  ayrılığımızı hissettiğim an  demirler eriyor hırsımdan 
Ay ışığına batmış  karabiber ağaçları  gümüş tozu  gecenin ırmağında yüzüyor zambaklar  yaseminler unutulmuş  tedirgin gülümser  çünkü ayrılmanın da vahşi bir tadı var  çünkü ayrılık da sevdâya dahil  çünkü ayrılanlar hâlâ sevgili  hiç bir anı tek başına yaşayamazlar  her an ötekisiyle birlikte  her şey onunla ilgili 
Telâşlı karanlıkta yumuşak yarasalar  gittikçe genişleyen  yakılmış ot kokusu  yıldızlar inanılmayacak bir irilikte  yansımalar tutmuş bütün sâhili  çünkü ayrılmanın da vahşi bir tadı var  öyle vahşi bir tad ki dayanılır gibi değil  çünkü ayrılık da sevdâya dahil  çünkü ayrılanlar hâlâ sevgili 
Yalnızlık  hızla alçalan bulutlar  karanlık bir ağırlık  hava ağır toprak ağır yaprak ağır  su tozları yağıyor üstümüze  özgürlüğümüz yoksa yalnızlığımız mıdır  eflatuna çalar puslu lacivert  bir sis kuşattı ormanı  karanlık çöktü denize  yalnızlık  çakmak taşı gibi sert  elmas gibi keskin  ne yanına dönsen bir yerin kesilir  fenâ kan kaybedersin  kapını bir çalan olmadı mı hele  elini bir tutan  bilekleri bembeyaz kuğu boynu  parmakları uzun ve ince  sımsıcak bakışları suç ortağı  kaçamak gülüşleri gizlice  yalnızların en büyük sorunu  tek başına özgürlük ne işe yarayacak  bir türlü çözemedikleri bu  ölü bir gezegenin  soğuk tenhalığına  benzemesin diye  özgürlük mutlaka paylaşılacak  suç ortağı bir sevgiliyle 

Sanmıştık ki ikimiz  yeryüzünde ancak  birbirimiz için varız  ikimiz sanmıştık ki  tek kişilik bir yalnızlığa bile  rahatça sığarız  hiç yanılmamışız  her an düşüp düşüp  kristal bir bardak gibi  tuz parça kırılsak da  hâlâ içimizde o yanardağ ağzı  hâlâ kıpkızıl gülümseyen 
-sanki ateşten bir tebessüm-  zehir zemberek aşkımız
Umarım beğenirsiniz sizler için toparladığım benim en beğendiğim şiirleridir.
Büyük Ustaya Saygılarımla ...
Attila İlhan Şiir Derlemeleri ( En İyiler) 2017
  • Yorum Yap
  • Facebook ile Yorum Yap

0 yorum:

Yorum Gönder

Yorum yaparken dikkat edilmesi gerekenler;

1. Türkçe yazım ve dilbilgisi kurallarına uyunuz.
2. Hakaret içeren yorumlarda bulunmayınız.
3. Yorumlarınızın konu ile alakalı olmasına çalışınız.
4. Yorumlarınızda yasa dışı hiçbir bağlantı linki vermeyiniz.
5. Yorum Formunu doldurduktan sonra Profil Seç -> ADI/URL bölümünden isminizi yazıp yorum yaparsanız size karşı bir hitap şeklimiz olur.
6. Kurallara uymayan yorumlar silinmektedir...

Top