Tipadam Dizi ve Film Yorumları

12 Aralık 2017 Salı

Freaks (1932) Nasıl Bir Film? [Hilkat Garibeleri/Film Analizi]

Yıllar önce izlediğim bir Yeşilçam röportajında, imkan kısıtlılığından dolayı sahnelerin birer defa çekilebildiğini duymuştum. Belki de bu yüzden tüm o doğallığı,sıcaklığı ve samimiyetliği; bizlerden biri "gibi" oluşlarını hissedebiliyorduk. 1930'lar dönemini ele alırsak eğer, bu imkanlar çok daha fazla kısıtlı olduğunu düşünmek çokta zor olmayabilir zira 1932 yapımı olan Freaks (Hilkat Garibeleri) tam da bu olaya uygun nitelikte bir film. Yalnız şuraya açıklık getirilmelidir ki bir şey eğer çok ses getiriyorsa ya da getirmişse gerçeği tüm çıplaklığı ile gözler önüne serdiğinden kaynaklanmaktadır.


  
Freaks buram buram vintage kokan bir Metro Goldwyn Meyer açılışı ile bizleri selamlıyor, sahneler kopuk ve adapte olmadan izlendiğinde olay örgüsünü idrak edemeyeceğiniz türden bir film. Çok fazla ağır eleştirilere maruz kaldığından dolayı başlarda sadece 60 dakikasına erişebilirken yakın bir zamanda (en azından benim farkına vardığım süre içerisinde diye şuraya da belirteyim yalan dolan olmasın :) ) bir güzellik yapılıp eksik-gedik bir şekilde uzun versiyonuna erişebildik. Lakin bilinen gerçeklerle birlikte film 30'lu yıllarda büyük yankı uyandırmakta ve gösterilen tepkiler doğrultusunda gösterimden çekilmek zorunda kalmıştır. Filmin yönetmeni Tod Browning (ki aynı zamanda 1931 yapımı Dracula'nın da yönetmenidir kendileri) bu filmden sonra lekelenen kimliği ile sinema camiasında daha fazla tutunamamıştır. Onu bu derecede toplumdan itekleyen şey ise filmde gerçekten fiziksel deformasyonu olan kişileri kullanmış olmasıdır. Bu deformasyonlar "insanları" o kadar etkilemiştir ki; salonu apar topar terk eden kişiler, çığlık atanlar ile filmin geçmişi iyice lekelenmektedir. Freaks yaklaşık 30 sene yasaklı kalmıştır ve 1960'larda yeniden keşfedilip hak ettiği ilgiyi ve övgüyü yeniden toplamıştır. Filmin yönetmeni Browning'in bu kadar etkili film yapması bence yıllarca süren sirklerle beraber yolculuk yapmasından kaynaklanmaktadır.


Freaks iki baş karakter olan Hans ve Freida'nın çevresinde dönmektedir. Hans sirkte çalışan cücelerden biridir ve Freida yakın zamanda nişanlandığı sevgilisidir. Ama maalesef sirkte çalışan "büyüklerden" olan aşırı dişisel karakteristik özelliği sergileyen Göklerin Tavus Kuşu lakaplı Kleopatra'nın çekimine kapılan Hans ne Freida'nın kendisine yalvarışlarına ne de sirkte bulunan diğer tüm arkadaşlarının kendilerinin arkasından kahkahalar atmasını umursamaktadır. Onlar Hans'ın aksine Kleopatra'nın kendilerinden olmadığını gayet iyi bilmektedirler. Kleopatra'nın çirkin kişiliği ve yaptığı söz oyunları Hans'ı iyice kendine çekmektedir. Her ne kadar Freida için üzülsekte içten içe Hans'ın da çekicilğe kapılmasına kızmıyor da değiliz elbette. Freida'nın kaybetme korkusu ve sorduğu o masumca soru aslında biz tüm kadınların yaşadığı korkuyu yansıtmaktadır: "Söyler misin biz kadınlar neden hep endişelenmek zorundayız?" Kleopatra karakterinin çok açık bir şekilde bilimin en karanlık yönlerinde yer almakta olan ve Hitler'in 2.Dünya Savaşı sırasında saf arı ırk yaratma sevdası ile ortaya çıkan Öjenik projesi yanlısı olduğunu anlayabiliyorsunuz, Hans ile ilgilenirken onu bir çocuğu sever gibi sevmesi ama bir erkeği baştan çıkartır gibi davranması ile bir kadının istediği şey ne olursa olsun elde etmek için yapamayacağı hiçbir şey olmadığını akıllara kazıyor. 





Asıl anlaşılması gereken şey ise limiti olmayanların bile bir gün baltayı taşa vurma tabiri ile karşı karşıya kalacağı olgusudur. Basit bir gerçeği gün yüzüne çıkartıyor yönetmen, özünde onlar biziz, her ne kadar kendimiz dışındaki bireyler olarak algılasakta ucubelerinde sevdiklerini, aşık olduklarını, üzüldüklerini, kıskandıklarını, kin beslediklerini ve birbirlerine sahip çıktıklarını yüzümüze tokat gibi çarpıyor. Toplumdan izole edilmişken kendileri dışında dayanakları olmadıklarını anlamaları ve "birini gücendirirseniz hepsini gücendirmiş olursunuz" mantığı ile hareket etmeleri ayrı kitleler halinde tek bir beyin olarak hareket etmeleri insanın ilgisini çeken bölümlerin başında geliyor. Hans'ın Freida'ya olan kibarlığı ve diğer erkeklere minik yumrukları ile kafa tutması yüzü gülümsetmiyor değil açıkcası. Onca acıdan sonra Freida'nın kalbinin hala saf kalması ve hala Hans'a seni seviyorum diyebilmesi kadınlar arasında -şahsen ben eksiklik olarak nitelendirmesem de- farklılıklar olsa bile gerçek sevginin hangi koşullarda olursa olsun devam edebileceğini vurguluyor. 



Peki neydi bu filmi bu kadar tepki çekecek kılan?? Bir yönetmenin ismini lekeleyerek kariyerinin en muhteşem işini çıkartmışken varlığını silecek derecede mide bulandıran,istenmeyen şey neydi?

İçinde barındırdığı şiddet sahneleri miydi? Bana göre bu filmin bu kadar kusurlu gösterilmesine neden olan tek bir gerçeklik vardı o da: iğrenerek baktığımız insanların aslında sizler bizler gibi birer birey oldukları ve onların bu evrende birer fiziksel rahatsızlıklara sahip adlarını nitelendiremediklerimiz kişilerden çok insan olması gerçeğidir. İzlerken hem üzüldüm hem de tarif edemediğim bir rahatsızlık duydum, kendimi asla beceremediğim bir şekilde empati yaparken buldum ve kendi kendimi vicdanen huzursuz aynı zamanda sert bir şekilde sorgularken buldum. Hans ve Freida sevimli ufak tefek tiplemeleri ile insanın yüzünde sıcak bir gülümseme uyandırırken Kleopatra ve Herkül için tam tersini açık bir şekilde söyleyebilirim. Fiziksel deformelerden kaynaklı "kötü" görünümleri ile insanlara genelleme yaparak tamamen kötü oldukları tabularını yıkan bir film. Yoksa Kleopatra çirkin mi? Asla! Aksine oldukça çarpıcı bir fiziksel görüntüye sahip ki yönetmen aslından buradan yola çıkmıştır, zıtlıkları ele alıp genel görüşleri yıkmak için çabalamış evet belki abartılı bir yol seçmiş fakat bu şekilde anlatılmasaydı nasıl ilgimizi çekebilecekti? Tekerlekli sandalyesinde evinde yaşamı geçen birinin yaşamı ile sirkte yaşam mücadelesi verip, gündelik yaşamda yer bulamayan kişilerin varlıkları bir midir ki? Son sahnede seçilen karanlık atmosfer, yağmurlu hava bu kadar ürpertici olabilecek miydi? Siz güzel olursanız insanlar size daha iyi davranırlar lafının görselleştirilmiş hali bu film olması gerek bence, içerisinde tekrar belirttiğim gibi abartılı bir anlatım bulunsa bile tüm bu yaşananlar hepimizin hayatın bir çok yerinde rahatlıkla tanıklık edebileceğimiz olaylara ayna tutmaktadır. 


Film cüretkar bir biçimde ötekileştirmeyi anlatıyor, film içi müzikleri pek tasvip edemiyorum ama açıkçası çokta yorum yapmak istemiyorum çünkü yakın zamanda çekilen filmlerin soundtrackları bir şekilde ya film için yapılmış özel müzikler oluyor ya da film atmosferine uygun tempoda seçilen parçalardan oluşuyor, oyunculuklar harikulade diyemiyorum ama vasat demek kesinlikle haksızlık olur ki bu kadar severek izlediğim bir film hakkında bu derece kötü yorum yapma hakkını kendimde de göremem gene de "eh işte" diyebiliyorsunuz. Oyunculuktan ziyade bedensel imgeler ön planda tutulmuş, kötü mü olmuş derseniz elbette hayır. Fakat ikisini birleştirebildikleri bir yapım olsaymış eğer ortalığı baya baya sallamaya devam edebilirdi kanısındayım :) 


Ve son olarak sizlere Tod Browning'in dikkat çekici bir metni ile veda ediyorum:
" Az sonra izleyeceğiniz yüksek derecede sıra dışı olayı göstermeye geçmeden önce bu şaşırtıcı olayla ilgili bir kaç sözcük sarf edilmeli. inanın ya da inanmayın göründüğü kadar tuhaf antik dönemlerde normalden sapan her şey kötü talihin işareti olarak görülür ve şeytanı temsil ettiğine inanılırdı. Felaket ve kaos tanrıları her zaman canavar kılığında görünürdü ve asil olmayan, hareket ve sıkıntılara, Asya ve Avrupa'nın özürlü hükümdarlarının ya da sakat insanların neden olduğuna inanılırdı.. Tarih, din, folklar ve edebiyat bu sakat insanların dünyanın gidişatını değiştirdiğine dair bilgilerle doludur. Galiath, Galaba, Frankenstein, Glaucesten, Tom Thumb ve Kayzer William bunların en ünlülerinden sadece birkaçı. Anormal doğum kazalarının ürünleri rezalet olarak nitelendiriliyor ve bu sakat çocuklar ölüme terk ediliyordu. Eğer şans eseri bunlardan yaşayan olursa ona şüpheyle bakılıyordu. Sakatlığından dolayı toplum onlardan sakınıyor, aileleri bu lanetten her zaman utanıyordu. Bazen de bu talihsizlerden biri soyluların dalga geçmesi ve eğlenmesi için bir meydana konuluyordu. Diğerleri de dilendiriciliğe, hırsızlığa ya da açlığa terk edilerek yaşamları güçleştiriliyordu. "Güzellik aşkı" derin kökenleri olan, medeniyetin başlangıcına dayanan bir dürtü. Anormal, çarpık yapılı ve sakat insanlara duyulan bu tiksinti atalarımızdan bugüne uzanan bir süreçtir. Ucubelerin büyük çoğunluğuna normal insanın düşünce ve duyguları bahşedilmiştir. Bu kişiler yapay hayatların en kötüsüne itilmişlerdir. Bu yüzden kendilerine, birbirlerini normal insanların barbarlıklarından korumak için bir ahlak yasası geliştirmişlerdir. Kuralları adanmışlıktır. Birini incitmek hepsini incitmektir. Birini memnun etmek hepsini memnun etmektir. Birazdan anlatılacak öykü bu kuralın yaşamlarına etkisi üzerinedir. Bir daha asla böyle bir öykü filmleştirilmeyecek çünkü modern bilim ve teknoloji bu tür hataları hızla dünyanın bünyesinden temizlemektedir. Kendilerine yapılan bir çok haksızlığa boyun eğen, kaderlerini kontrol edecek güce sahip olamayan anormal ve istenmeyenlerle ilgili bu ürpertici korku öyküsünü sunuyoruz."


Freaks filmi hakkında izleyici yorumları, 1932 yapımı freaks filmi, dünya klasikleri, hilkat garibeleri filmi hakkında yorumlar, 1932 yapımı hilkat garibeleri filmi nasıl?
Freaks (1932) Nasıl Bir Film? [Hilkat Garibeleri/Film Analizi]
  • Site Yorumları
  • Facebook Yorumları

3 yorum:

  1. harika bir yazı olmuş, elinize ve emeğinize sağlık

    YanıtlaSil
  2. korkufilmiöneri3 Ocak 2018 02:05

    Korku, gerilim ve gizem filmlerinin en iyi örneklerini sitemizde bulabilirsiniz: www.korkufilmioneri.com

    YanıtlaSil

Yorum yaparken dikkat edilmesi gerekenler;

1. Türkçe yazım ve dilbilgisi kurallarına uyunuz.
2. Hakaret içeren yorumlarda bulunmayınız.
3. Yorumlarınızın konu ile alakalı olmasına çalışınız.
4. Yorumlarınızda yasa dışı hiçbir bağlantı linki vermeyiniz.
5. Yorum Formunu doldurduktan sonra Profil Seç -> ADI/URL bölümünden isminizi yazıp yorum yaparsanız size karşı bir hitap şeklimiz olur.
6. Kurallara uymayan yorumlar silinmektedir...

Top