Tipadam Dizi ve Film Yorumları

20 Haziran 2018 Çarşamba

Into The Wild (Film Analizi)

Tarih 12 Şubat 1968..

Amerika Birleşik Devletlerinin Kaliforniya eyaletinde üzerinden yaklaşık 50 yıl geçmesine rağmen isminden hala bahsettirecek ve izinden gidecek onlarca kişinin olmasını sağlayacak biri doğdu, Christopher Johnson McCandless. 



McCandless üniversite yaşamını Emory Üniversitesinde tamamlar ve beklenildiği üzere iyi bir işe girmek yerine belki de uzun zamandırlı planladığı ya da anlık bir kararla hazırlık sürecine girdiği "kendi yaşamını kendi kurma" felsefesini hayata geçirmeye koyuldu.

Paradan, duygusal bağlardan, toplumsal sorumluluklarından ve bana göre bu yolculuğun mihenk taşı olan insanlardan uzakta yeni bir dünya arayışına çıktı ve geride bize hüzünle karışık yüzümüzü gülümseten anılarını Alaska'da hepimiz için artık birer anlam ifadesi içeren FairBanks City- MAGIC BUS otobüsünde kendisiyle beraber bıraktı. Otobüs içinde yaklaşık 113 gün kaldığı düşünülüyor ve geride bıraktığı Alaska Günlüğü 112 günü içermekte son güne kaydettiği not: "Güzel Yabanmersinleri."


Nedir onu bu kadar ön planda yapan peki? Bana göre hiçbir şey, çünkü o bu dünyada ne ismiyle anılmak istedi ki çok iyi derece ile üniversiteden mezun olmasına rağmen ne de üniversite hayatı boyunca biriktirdiği 25.000 ABD doları ile hayatını yaşamayı. O aslında babasının başka bir kadın ile evli olduğunu ve öz annesinin babasının metresi olduğunu öğrenmesi ile başlayan aile içinde gelişen çatlaklarından kurtulmak istedi. Senelerdir dilimizde bulunan "Gitmek istiyorum." cümlesinin artık istemek kısmını hayata geçirmesi cazibeli geldi sanırım.


Into the Wild'i ilk izledigimde ne Mccandless isminden haberim vardi ne bunun gercek bir yasam oykusu olduğu ne de filmin sonunun senelerce aklımdan çıkmayacağını tahmin ediyordum ve beni ters köşe yapmadı değil.Film çok kesime göre sıradan, abartılması gerekmeyen, basit ve Sean Penn elinde mahvolmuş bir kitap uyarlaması gibi görünse de şahsi fikrim şudur ki; doğa betimlemeleri, kamera açıları ve ışığın geliş açısını çok güzel yansıtmışlar. Karakteri canlandıran Emile Hirsch ciddi manada Mccandless'ın son günlerini yansıtmak için kilo vermiştir, filmin sonunda o eşsiz gülümsemesi ile hemen ardından kurgu olmayan Supertramp'ın karşılaştırılması "Aaa! Nasıl benziyor ya.." dedirtmiyor değil hani. Yeni yuvası olan City otobüsünü bulana kadar geçen süreleri oldukça eğlenceli ve ciddi manada kendini topluma bağlı tutan zincirlerden koparmanın ne demek olduğunu iliklerinize kadar hissettirerek işlemişler.



Kısa vadede "YOLA ÇIK, YOL AÇIK!" sloganının hayat bulmuş versiyonu bir yapım olan Into the Wild sadece soundtrackleri için bile olsa üzerinde uzun süre konuşulmaya değer bir yapım, övüyorum bu kadar haklı mıyım acaba göreceli durumlar olsa da, bu filmi yerin dibine batırmak isteyen eleştirmenlerin ne beklediklerini merak etmiyor değilim açıkcası, çoğunluğunun geride kalan kayıtlardan ve el yazmalarından oluşturulduğu bir filmin çok yüksek standartlara çıkması gerekiyor mu acaba? Rekorlar kırması ya da?? Eminim ki bu yapım hasılatları düşünülmeden yapılmış bize sadece bu topraklardan kendini Süperberduş olarak tanıtan birinin geçtiğini anımsatmak istenilmiştir. Christopher'ın maceracı ruhu elbette bir anda ortaya çıkan bir şey değil, en yakın arkadaşı olan ablası onun hakkında 3 yaşında iken gece evden gizli gizli kaçıp uzak bir yerde oturan komşularına şeker yemeye gittiğini söylüyor ve devamında ekliyor; maceracılık onun hep ruhunda vardı.


Filmde yapılan bir güzellik daha şu ki Supertramp otostop çektiği sırada onu arabasına alarak arabasının karlar içerisinde gidebildiği kadar götürüp bırakan, aynı zamanda 1 çuval pirinç veren Jim Gallien karakterinni gerçekten Jim Gallien olmasıdır. Bu kişi Mccandless'i kanlı canlı gören son kişiydi.Aslında bir kitaptan uyarlanan Into the Wild, yazarı olan Jon Krakuer'in 1 yılı aşkın süre ile saplantı haline getirip ölümünün ardındaki sırı kaldırmak için çalışması üzerine yazılmıştır.


Uzun lafın kısası Chris hakkında yazılacak çizilecek anlatılacak çok fazla şey var ve bugün kendisi bir ideolojiye yön veren isim olmuştur ve eğer doğa içerisinde yeniden doğuşa inanıyorsanız,  modern toplumun hastalıklı yapı taşlarından bunalmış kendinizi olduğunuz yere ait değil ve daha ilkel bir yöntemle özbenliğinizi arayan bir kişi iseniz bu filmi size şiddetle öneriyorum. Seneler geçti hala aklımda...


MUTLULUK SADECE PAYLAŞILDIĞINDA GERÇEKTİR.









Sizlere dinlerken yağmurlu günlerinize güneş olacak türden bir Eddie Vedder parçası ile veda ediyorum. (Hail to the Pearl Jam kalpkalpkalp)







Into The Wild (Film Analizi)
  • Yorum Yap
  • Facebook ile Yorum Yap

0 yorum:

Yorum Gönder

Yorum yaparken dikkat edilmesi gerekenler;

1. Türkçe yazım ve dilbilgisi kurallarına uyunuz.
2. Hakaret içeren yorumlarda bulunmayınız.
3. Yorumlarınızın konu ile alakalı olmasına çalışınız.
4. Yorumlarınızda yasa dışı hiçbir bağlantı linki vermeyiniz.
5. Yorum Formunu doldurduktan sonra Profil Seç -> ADI/URL bölümünden isminizi yazıp yorum yaparsanız size karşı bir hitap şeklimiz olur.
6. Kurallara uymayan yorumlar silinmektedir...

Top